Urlice

Urlice Şarapçılık’ın (Urlice) sahipleri Bilge ve Reha Öğünlü, Urla’daki şarap üreticilerinin öncüleri, ilk kez onlar buraya gelip, “dünya standartlarındaki şaraplık üzümü, yüksek kalitede şaraba dönüştürme idealini” ortaya koymuşlar. Diğer şarap üreticileri daha sonra Urla’ya gelmişler ve hep beraber Urla Bağ Yolu projesine gönül vermişler. Öğünlü çifti her röportajında Urla’da daha çok üretici olması gerektiğini vurguluyor çünkü şarap turizm öyle az sayıda işletme ile altında kalkılacak bir alan değil; farklı farklı şaraplar üreten bir sürü üreticinin oluşturacağı sinerjinin önemli bir cazibe merkezi yaratması gerekiyor nihayetinde.

Urlice, şato şarapçılığının iyi bir örneği, organik tarım yapıyorlar, bağlar üretim alanının hemen yanında, her şey dip dibe aslında burada. Amatör bir ruh ile profesyonel bir iş çıkarıyorlar. Öğünlü çiftinin herhangi bir danışmanları veya önologları yok, bütün süreçleri kendileri yönetiyor, kupaj yaparken hangi şarapların ne oranda karıştırılacağı, üzümlerin ne zaman hasat edileceği gibi aklınıza gelebilecek her konu ile onlar ilgileniyorlar. Bu nedenle üretim kapasiteleri fazla değil, kontrol edebilecekleri, her noktasına imzalarını atabilecekleri kadar şarap üretiyorlar. Anlayacağınız, öyle fazla işgücü gerektiren, büyük çaplı üretimler söz konusu değil. Zaten bu nedenle şaraplarını toptan olarak herhangi bir yere satmıyorlar; gelip burada içecek, buradan alacaksınız.

urlice1

urlice2

Urlice’nin bağ evi ve önündeki bahçesi şahane tasarlanmış, Urla Bağ Yolu’ndaki rotamızda ilerlerken Urlice’ye varıp, ortama şöyle bir göz attıktan sonra eşime birbirimize baktık ve aynı şeyi söyledik: “Mola verilecekse doğru yer burası.”. Umarım Urlice’nin yarattığı çekiciliği ve çekimi anlatabilmişimdir. Bağ evine geçip, bar kısmına kurulur kurulmaz, Öğünlü çiftinin en büyük yardımcısı Feray Hanım bizlerle ilgilenmeye başlıyor; Urlice’nin değişik pek çok şarap çeşidini tadıyoruz. Doğruyu söylemek gerekirse tattığımız şaraplar arasında bizi etkilemeyeni yok, hepsi birbirinden güzel, birbirinden karakterli ve dengeli. Hiçbir şarabı ayrı ayrı anlatarak, bir diğerine haksızlık etmek istemiyorum.

urlice3

urlice4

Buna ek olarak, lezzetlerine ve tatlarına kıyasla şarapların fiyatları gayet uygun. Urla’da gezdiğimiz bütün üreticiler arasında fiyat/performans skalasında en yüksek noktada kesinlikle Urlice yer alıyor, zaten en çok şarabı buradan almış olmamız da bir fikir verecektir sanırım.

urlice5

urlice6

Tadımın ardından kuvvetli şekilde baş gösteren açlığımızı bastırmak için pizza yemek istediğimizi belirtiyoruz; Feray Hanım gayet samimi bir şekilde, “Dolapta ne var bakayım, üzerine konacak malzemeleri ona göre seçeriz.” diyor. Eldeki malzemeleri öğrenip, kafamıza göre iki ayrı pizza yaratıyoruz, yanına bizleri ferahlatacak güzel bir rose şarap seçiyoruz.

urlice7

Özellikle şarabın soğuk tutulması için kullanılan toprak kaba dikkatinizi çekmek istiyorum, tam bir tasarım ürünü, üzerindeki Urlice yazısı pek bir şık duruyor.

urlice8

Bu arada etrafımızı inceliyor, bağlara göz gezdiriyoruz, asma sıralarının önüne dikilmiş güller dikkatimizi çekiyor. Organik tarım ile uğraşan ve biyodinamik şarap üretenler bağlarına özellikle gül dikiyorlar. Gül, narin ve zarif bir bitki, bağlara dadanan herhangi bir hastalık veya haşere önce güle geliyor ve ilk olarak gülleri etkiliyor, hastalığa yakalanan güller soluyor, sararıyor, güçten düşüyor. Bu da demek oluyor ki gül fidanı o hastalığı almışsa, hastalık sonrasında bağlara geçecek. Bunu fark eden bağcı ise hastalık bağlara yayılmadan önce önlemini alıyor, üzümlerini koruyor. Yani güller kendilerini feda ederek, bir uyarıcı işlevi görüyorlar bağcı için. Gülün asaletine yaraşır bir davranış.

urlice9

urlice10

Yemeklerimiz yenilmiş, kadehler tokuşturulmuş ve şişenin sonunu görmüşüz, yavaş yavaş gitme vakti yaklaşıyor. Tam bu sırada Feray Hanım gelerek, “Haydi mahzeni gezelim.” diyor. Mahzenin görüntüsü müthiş, küçük mumlarla aydınlatılmış ve teruarla doğrudan bağlantı kurabileceğiniz bir açıklık yaratılmış. Mahzenin sonuna doğru ilerlediğinizde, üzümlerin yetiştiği toprağa dokunabiliyor, o teruarı, güzelim şarapların kuvvetini aldığı toprağı hissediyorsunuz. Bir yanınızda dinlenen şaraplar, diğer yanınızda o şaraplara hayat veren üzümlerin kökleri… Şahsen içtiğim şarapla bu şekilde bir bağ kurmak tüylerimi diken diken etti. İnce düşünülmüş, müthiş bir detay.

Urlice’den ayrılmadan evvel kendi üretimleri olan organik zeytinyağları dikkatimizi çekiyor; tatlarına bakmak istiyoruz ve küçük birer bardak içerisinde ikram edilen zeytinyağlarını tek dikişte içiyoruz. Tadımımızın galibi “Erkence” oluyor. Bu arada Urla’nın bir özelliği de bilinen en eski zeytinyağı işliğinin(fabrikasının) burada olması. Yani bölgenin toprağı, üzümün yanı sıra zeytin yetiştirmek konusunda da iddialı.

urlice11

Hazır zeytinyağı konusu açılmışken Apelasyon’da bu konuda yayımlanmış iki tane bilgilendirici yazı var, kaliteli bir zeytinyağının hangi özellikleri taşıması gerektiği bu yazılarda anlatılıyor:

* İyi Bir Zeytinyağı Nasıl Olmalıdır
* Natürel Zeytinyağının Duyusal Analiz Kriterleri

İşte bir ziyaret daha bu şekilde sonlanıyor, şaraplarımız ve zeytinyağlarımız paketleniyor, karşılıklı iyi dilekler sunuluyor. Arye, biz pizzaları yerken yatıp güzelce dinlendiği için yaramazlıklarına devam etmek için hazır kıta bekliyor. Urlice, her şeyiyle gönüllerimizi fethediyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir