Chamlija

Trakya Bağ Rotası’nın müsteane üreticilerinden Chamlija’yı ziyaret ettiğinizde, şaşıracağınız kesin… Çünkü diğer pek çok üretici gibi bağlar ve şaraphane yan yana ve ortak bir noktada değil, bağlar Kırklareli’nin farklı köylerine, Istranca’nın eteklerine dağılmış durumda. İşte bu nedenle ziyaretçilerini genellikle kendi köyleri Büyükkarıştıran’ın müthiş restoranı Çamlık’ta ağırlıyorlar. Bağların birbirinden ayrı noktalarda olması bakımı ve hasadı zorlaştırsa da bu seçimin yapılmasının arkasında yatan önemli nedenler var tabii, bu konuda kurucu Mustafa Çamlıca’nın vurucu cümlelerden birini alıntılamak istiyoruz: “Biz Çamlıca Ailesi olarak 1936’dan bu yana Büyükkarıştıran’da çiftçilikle uğraşıyoruz ki şarap üretmeye karar verdiğimde halihazırda ailenin 1500 dönüme yakın toprağı vardı zaten, peki sizce bugün geldiğimiz noktada bu toprağın kaçta kaçında bağlarımız ekili? Cevap basit, bir dönüme bile ekim yapmadık. Biz tamamen teruar şarapçılığına yönelmek istedik, üzümler ile uyumlu olacak toprak yapılarını araştırdık ve tek tek bulduk, varsın bağlar dağınık olsun, kontrolü zor olsun, bunların hiçbiri yıldırmadı; mühim olan üzümü kendisini yansıtacağı toprakla buluşturmaktı, çıkan sonuca baktığımızda da buna değdiğine inanıyoruz.”

Mustafa Çamlıca ile kısa bir süre için sohbet ederseniz bile farkına varacağınız yegane şey, kendisi fazlasıyla araştırmacı, yaptığı işi layıkıyla ve inanarak yapmak kaygısında. Mesela 2005 yılında şarap üretmeye karar vermesinin ardından 2 yıl boyunca nereye bağ kurması gerektiğini belirlemek için incelemedik kaynak bırakmamış, özellikle toprakların jeolojik yapısını ve farklı bölgelerdeki iklim koşullarını en ince detayına kadar analiz etmiş ve nihayetinde 2007’de arazileri satın alıp, 2008’de bağları dikmeye başlamış. Aslında yapılan bütün bu araştırmaların arkasında yatan çok basit bir mantık var: “İyi şarap bağda yapılır.”. Şarapla ilgileniyorsanız, kulağınıza küpe olması gereken tek motto bu.

Chamlija bir aile işletmesi, bağlar Mustafa Çamlıca’nın kardeşi Bülent Çamlıca tarafından yönetiliyor, biz ise pazarlama kısmından sorumlu Arzu Çamlıca’yı arayarak, ziyaretimiz için randevu alıyoruz, bu seferlik herhangi bir bağ bölgesini gezmeyeceğiz, doğrudan Çamlık’ta tadım yapmak için sözleşiyoruz.

Çamlık Restoran’a varır varmaz, ortama hayran kalıyoruz, göz alabildiğince çayır çimen, yayıl ve takıl, şahane bir yer. Arye’yi hemen salıyoruz, delicesine etrafta koşturmaya başlıyor. Bu sırada Arzu Hanım bizleri karşılıyor ve yavaştan masamıza geçip tadıma başlıyoruz. Bu arada lafı geçmişken belirtelim, Çamlık Restoranın yemekleri şahane, köftesi, sucuğu, yoğurdu, mevsiminde yiyebileceğiniz oğlağı aklınızı başınızdan alır. Neyse yemek parantezini kapatıp şaraba tekrar dönersek ilk önce 2014 rekolteli Narince’den tadıyoruz.

IMG_7443 (Medium)

Aşina olduğumuz bir şarap, 2015 Yılının En İyi 10 Yerli Şarabı listesinde yer vermiştik, oradan alıntılarsak: “Istranca’nın eteklerinden, yerel üzümümüze uygun bir coğrafyadan gelen bu monosepaj Narince, güçlü asidite ve mineralitesi ile “İyi beyaz nasıl olmalıdır?” sorusunun cevabı.”

IMG_7444 (Medium)

Ardından Portekiz menşeili bir üzüm olan Albarino’nun Chamlija yorumu geliyor, rekolte 2014. Türkiye’de bu üzümü işleyen başka üretici yok bildiğimiz kadarıyla, koklaması keyifli, limon, şeftali… İçince ağzınız sulanıyor. Bu şarap da hoş mineralite notalarına sahip.

IMG_7447 (Medium)

Sonuncu beyazımız etiketinde 2022 yılına kadar saklanabileceği belirtilen Chardonnay 2013, güzel ve dolgun bir yemek eşlikçisi, zengin ve yağlı deniz ürünlerinin yanında yudumlanmalı.

IMG_7448 (Medium)

Sıra geldi kırmızılara, ilkin üreticimizin gözbebeği Papaskarası ile başlıyoruz, rekolte 2013. Bu arada Mustafa Çamlıca masamıza geliyor, şansımıza bizim tadım yaptığımız gün o da burada imiş, bu sayede şarapları denerken onunla sohbet etme şansı buluyoruz. Papaskarası eskiden fazlasıyla popüler olan bir Trakya üzümü, 1960’larda bilinirliği tavan yapıyor ve sonrasında düşüşe geçerek neredeyse piyasadan siliniyor. Neyse ki Chamlija bu üzümü yeniden ele almış, üzerine titremiş, sık aralıklarla asma dikimi, düşük verim gibi kaliteli şarap olmak için olmazsa olmaz yöntemlerle işlemiş ve karşımıza “bizim” olan çok lezzetli bir ürün çıkmış, burun kırmızı meyvenin hakimiyetinde, asiditesi yüksek, tanenleri geride, içimi rahat ve zevkli bir şarap olmuş Papaskarası.

Bu arada “Papazkarası mı yoksa Papaskarası mı?”, üzümün adının doğru yazılışı hangisi acaba diye tartışmalara rast gelebilirsiniz. Mustafa Çamlıca literatür taramasını yapmış, Resmi Gazete’de de geçtiği şekliyle “Papaskarası” yazımının doğru olduğunu söylüyor. (Merak edenler Mustafa Bey’in Slideshare hesabından ilgili belgeleri inceleyebilir, bunun haricinde de hoş şeyler var.)

Mustafa Çamlıca’nın deneysel çalışmalara açık yapısını görünce tatlı şarap hayranı olan bizler sormadan edemiyoruz, gelin bir tatlı şarap yapın, sizin elinizden çıkacak bir örneği içmek heyecan verici olacaktır diyoruz. Mustafa Çamlıca şimdilik böyle bir planları olmadığını belirterek bizleri üzüyor ama sonrasında sevindirici haberi vererek yüzlerimizi güldürüyor: Papaskarasından köpüklü şarap yapma düşünceleri varmış, işte bu gerçekten heyecan verici!

Chamlija, 2015 yılında Papaskarası üzümünden farklı denemeler de yaptı, bunlardan biri pembe şarap Rose De Strandja 2015, diğeri ise beyaz şarap Blanc De Noires 2015; bu özellikli şaraplar içilmeden kesinlikle 30-40 dakika kadar havalandırılmalı yoksa keyif alamazsınız; hatta Chamlija’nın bütün şaraplarını havalandırarak içmek gerekiyor, bu nüansa dikkat ediniz.

IMG_7449 (Medium)

IMG_7451 (Medium)

Tadımımız Pinot Noir 2013 ve Cabernet Franc-Merlot 2013 ile devam ediyor. Cabernet Franc-Merlot harika bir şarap, bazı şaraplar o kadar güzeldir ki fazla söze gerek yoktur, işte bu da öyle. Şarabın sağlam bir ödülü de var, İtalya’nın önde gelen şarap yarışması Vinitaly’de 5 yıldızla ödüllendirilen ilk Türk şarabı, Ayrıca Bordeaux’ta yeni açılan ve şaraba ithaf edilmiş en görkemli yapılardan Le Cite du Vin’de ise ülkemizi Chamlija Viognier 2013 ile beraber temsil edecek.

IMG_7452 (Medium)

Bunun ardından yine özel bir şarap geliyor, Thracian 2013. Bugüne kadar içtiğimiz en kuvvetli şarap, damağınızı kırbaçlıyor, kaslı, hatları sert, bitişi çok ama çok uzun, üstüne üstlük geriye bir zonklama bırakıyor şarap, ben buradayım, beni içtin, sakın ama sakın bunu unutma! diye diretiyor. Bu kadar kuvvetli bir şarabın yıllandıkça ne hale geleceğinin, ortaya çıkartacağı ikincil ve üçüncül aromaların hayalini kurmak müthiş bir beyin jimnastiği, bu arada Mustafa Çamlıca şarabın plato yapacağı yılın 2024 olduğunu ifade ediyor. (Yani tam manasıyla içim olgunluğuna ulaşacağı tarih.)

Şarap yıllandırma konusunda Mustafa Çamlıca’nın dile getirdiği birkaç hususu burada vurgulamak yararlı olacaktır diye düşünüyoruz: “Şarabı üç tane sac ayağı tutar, asidite, tanen ve meyve yoğunluğu. Yıllar içerisinde tanen parçalanır ve geriler ama asidite seviyesini korur, işte bu iki unsurun dengedeki halini yakalamak mühimdir. Ayrıca, meyve yoğunluğunun yıllar içerisinde kaybolmaması, o şarabın tek boyutlu bir hal almaması lazım, bilakis çok boyutluluğa doğru evrilerek, farklı aromalar ile zenginleşmesi makbuldur.” Biz de birkaç tane Thracian alıp, kavımıza attık, farklı yıllarda deneyerek şarabın gelişimini gözlemlemek istiyoruz. Kısacası Thracian insana hayaller kurduran bir kırmızı.

IMG_7454 (Medium)

Finali Cabernet Sauvignon 2012 ile yapıyoruz. Fazla söze gerek yok, eve giderken 2 şişe aldık diyelim, siz anlayın. Alım kararı vermemizde etiket tasarımına aşık olmamızın etkisi var tabii. =) Sanat eseri etiket tasarımlarından bahsetmek için özellikle yazının sonunu bekledik ki şarap şişelerini görenlerin tasarımı üstlenen İrem Çamlıca’ya hayranlıkları gittikçe artsın. Chamlija için bir aile şirketi demiştik, Mustafa Çamlıca’nın kızı İrem de gönülçelen bu etiketlere hayat vermiş; üzümlerden, bağlarda çalışan emekçi kadınlardan, şaraplardan ilham almış. Chamlija şaraplarını içip de şişelerini atamamamızın müsebbibi İrem anlayacağınız, baktıkça bakasınız geliyor, içiniz açılıyor; hayranlığımızı daha nasıl ifade edebiliriz, bilemedik… Kalp kalp kalpppppppp.

Sanatın ve şarabın iç içe olduğu Chamlija’nın ürünleri içmesi en keyiflilerden, her şarabın karakteri olduğunu ve aldığımız her yudumda onun farklı bir yönünü tanıyacağımızı biliyoruz, bu nedenle gönlümüz rahat. Son olarak Mustafa Bey’in bir sürprizi var, yakından Trakya’dan gelecek bir Kalecik Karasını tatmaya hazır olun!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir