Arcadia

Arcadiopolis, Lüleburgaz’ın tarihsel adı… Lüleburgaz ise Arcadia Şaraplarına hayat veren bağların bulunduğu Hamitabat Köyü’nün yer aldığı bölge, Arcadia’nın mitolojideki anlamının “Yeryüzündeki Cennet” olması da tesadüf değil sanki, üzümün ve şarabın diyarı ancak bu kadar güzel ifade edilebilir… Bu işi yapan ailenin soyadının “Arca” olması da bir başka hoş sürpriz.

IMG_7567 (Medium)

Arcadia’ya adım atar atmaz ilk işimiz bağları gezmek oluyor, yanımızda bu işe gönlünü kaptırmış biri var: Zeynep Arca Şallıel. Zeynep Hanım, üzüm ve bağ danışmanları (Alain Carbonneau ve Michel Salgues) ile Trakya’da uzun bir yol yaptıklarını, değişik yörelerdeki toprakları analiz ettirdiklerini ve aradıkları teruarı burada bulduklarını söylüyor. Bağların bulunduğu alandaki toprağın/iklimin yapısı parsel bazında farklılaşıyor, üzümlerin farklı farklı lezzetler kazanmasını sağlıyor, o yüzden özel ve güzel bir bölge.

Seçim yapıldıktan sonra ilk iş toprağı havalandırmak olmuş, koca koca dozerlerle her yeri kazmışlar, bu arada hazine aradıklarından şüphelenen köylüler onları jandarmaya şikayet etmiş, amaçlarının hazine bulmak değil de iyi şarap yapmak olduklarını anlatmışlar. =) Sonra toprak yapısı ile uyumlu üzüm klonları seçilmiş ve dikimleri yapılmış, bu sırada bağlarda Lyre Telli Terbiye Sistemi uygulanmasına karar verildiğini belirtiyor Zeynep Hanım. V şeklindeki bu sistem, asmaların daha dengeli olgunlaşmasına izin verirken, salkımların yaprak kontrolü ve hasat işlemleri rahatlıkla yapılabiliyor.

Üzümler olgunlaşırken mümkün olduğunca doğal yöntemlerle onları korumaya önem veriyorlar, zararlı haşereler ve böcekler ile savaşması için et obur uğur böceklerinden faydalanılıyor, bağların sağlıklı kalması için o şans getiren böcekler çok önemli. Bu arada bağlarda dolaşırken uğur böceklerinin gelip üzerinize konması çok mutlu ediyor. Olgunlaşan üzümler sabahın ilk ışıkları ile elle hasat ediliyor, bıçak yerine makaslar kullanılıyor, üzümlerin birbirini ezmemesi için büyük kasalar yerine küçükleri tercih edilmiş, kalite ayrıntıda gizlidir demekten kendimizi alamıyoruz.

IMG_7552 (Medium)

Elle sap ayırma işleminin benzerini yapan özel bir makine bulunuyor Arcadia’da, verim daha düşük ama mühim olan iyi şarap yapmak. Yerçekimi yardımı ile tanklara alınan üzümler, kısıtlı filtrasyon işlemine tabi tutuluyor. Zeynep Hanım, o kadar kısıtlı ki buna filtrasyon bile dememeli aslında diye ekliyor. Aşağıda göreceğiniz üzere küçük küçük pek çok çelik tanka sahip Arcadia’nın Şaraphanesi, değişik parsellerden gelen üzümleri rahatlıkla işleyebilmek, her birine istedikleri an müdahele etmek için böyle bir seçim yapılmış.

Bu denli özenin ve çabanın amacı Teruarı şaraba en iyi şekilde yansıtabilmek; üzümün doğal lezzetini kaybetmemesi için işletmeye girinceye kadar zarar görmemesi isteniyor, üzümler işlenirken de minimum müdahale prensibi ile hareket ediliyor, herhangi bir manipülasyon yapılmıyor. Ortaya çıkan şarap da teruardan, doğadan, üzümün kendisinden lezzetini alıyor.

IMG_7547 (Medium)

Biraz daha teknik bir dille anlatırsak, üzümde üç tür aroma var diyebiliriz:

1)Birincil Aromalar: Üzümden gelen, meyvenin kendisini yansıttığı aroma profili; Arcadia bunları fazlasıyla önemsiyor.

2)İkincil Aromalar: Şarap yapımı sırasında ortaya çıkan veya özellikle eklenen(manipülasyon) aromatik özellikler, Arcadia bu aromaları istemiyor, mümkün olduğunca az müdahalenin nedeni bu.

3)Üçüncül Aromalar: Yıllanma ile ortaya çıkan aromalar, Arcadia’nın kuvvetli, güçlü, dolgun ve dayanıklı üzümler elde etmek için çalışmanın bir amacı da şarabın üçüncül aromalarını zaman içerisinde ortaya çıkarabilmesi; şaraplarının yıllanabilir olması üreticimiz için önemli.

IMG_7709 (Medium)

Şaraphanede turlamaya devam ediyor, güzellik uykusuna yatan şarapların beşiği olan fıçılara hayran hayran baktıktan sonra üst üste dizili şişelenmiş halde bekleyen şarapları görüyoruz; Zeynep Hanım, ürünlerini şişede dinlendirmeden piyasaya sürmediklerini, etiketleme işleminin bile satıştan hemen önce yapıldığını, şarapların rahatının gereksiz yere bozulmadığını dile getiriyor.

IMG_7554 (Medium)

Tattığımız şaraplar arasından Arcadia’nın göz bebeği Sauvignon Gris’nin harmana katıldığı beyazları özellikle beğeniyoruz (sadece Gris’den yapılma şaraplar da gayet hoş.), harika bir üzüm! Mesela Sauvignon Blanc ve Sauvignon Gris harmanı 2012 rekolteli İlktepe beyaz şaraba ilişkin her türlü beklentiyi karşılıyor, asidite, mineralite, ferahlık… Bir de tatlı şarap 333 var ki, ondan Bakucha Otel‘i tanıtacağımız bir dahaki yazımızda bahsedelim.

IMG_7549 (Medium)

Bu sırada tanktan Sauvignon Blanc örneği tadıyoruz, tam kıvamında! Zeynep Hanım da bu şarabın hazır hale geldiğini, 7 ila 10 gün içerisinde şişeleme aşamasına geçeceklerini söylüyor. Şarap konusundaki bilgisini çekinmeden paylaşan, detayları sıkılmadan uzun uzun anlatan, güleryüzle bizi ağırlayan ve hep birbirimizin fotoğrafını çektiğimiz için hiç beraber pozumuz olmadığını fark ederek ikimizin fotoğrafını çekerek büyük bir incelik gösteren Zeynep Hanım’a çok teşekkür ediyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir