Bakucha Otel

Arcadia Şarapları, Arca Ailesi’nin yapmak istediklerinin ilk ayağı idi, deniz-kum-güneş üzerine kurulu turizm modelinin yarattığı büyümenin yavaşladığını ve gereken katma değeri yaratmadığını fark eden aile, geleceğin gastro/agro/eko isimleri ile adlandırılan turizm modelinde olduğunu fark etmişlerdi. Şaraphaneyi kurduktan sonra, ikinci ayak olarak Bakucha Otel faaliyete geçti, hatta otelin ismi bir yarışma düzenlenerek seçildi, takipçilerin ve sevenlerin sürece katılması, otelin benimsenmesi sağlandı. Bu işin üçüncü ayağına ise yazının ilerleyen kısımlarında değineceğiz.

IMG_7595

Şarapla ilgilenmeye başlayınca, İstanbul’da yaşıyor olmamıza sevineceğimiz bir şey fark ettik, Trakya dibimizdeydi. İlk ziyaretlerimiz üreticileri tanımak, şaraplarını tatmak gayesi ile yapıldı. Ancak geçen zaman zarfında fark ettik ki Trakya apayrı güzelliklere sahip, çok yönlü bir coğrafya. Bir kere halk hoşgörülü, içmeyi seviyor, şahane yemekleri var, burada herkesin derdi hayattan keyif almak. Bir noktadan sonra ne zaman hafta sonu yaklaşsa haydi atlayıp Trakya’da bir yerleri gezmeye gidelim diye düşünmeye başladık, bu durum İstanbul’un kalabalığından ve pahalılığından kaçış yolu haline geldi. Uzak değil, çok yakın gelecekte Trakya’nın değerini İstanbullunun daha çok anlayacağını düşünmekteyiz, tesisleşme ve gezginlerin bu coğrafyaya ilişkin tecrübeleri, tanıtımları arttıkça güzel şeyler olacak.

IMG_7580

Bakucha Otel, harika mimarisi ile bizleri ihtişamlı bir şekilde karşılıyor, özellikle kule kısmı çok hoşumuza gidiyor, tabii otele yerleşir yerleşmez ilk işimiz kulenin üstüne çıkıp buradan manzarayı seyretmek oluyor. Giriş kısmında duvarlarda yazılı şarapla ilgili güzel sözler görüyor, havaya giriyoruz. Çalışanlar hakkındaki ilk gözlemimiz ise hepsinin güleryüzlü ve yardımsever olduğu yönünde, konaklamamız boyunca bu gözlemimizin nasıl da haklı olduğunu gösterecek pek çok güzel hareket ve jest ile karşılaşıyoruz.

IMG_7538

Odalara üzüm isimleri verilmiş, Papaskarasına yerleşiyoruz, gayet modern ve keyifli döşenmiş, balkonun hoş bir manzarası var. Ama buraya odada zaman geçirmeye gelmedik tabii, aşağı iniyor, öğle yemeği için bir şeyler atıştırıyoruz. Bakucha’nın sistemi yarım pansiyon, yani kahvaltı ve akşam yemeği ücrete dahil ancak öğle yemeğini burada yemek isterseniz fazla bir seçenek yok, bu nedenle çevredeki diğer alternatifleri değerlendirebilirsiniz.

IMG_7686

IMG_7678

Ardından otelin çevresini keşfe çıkıyoruz, sonsuzluk havuzu gayet keyifli duruyor, ayrıca yine dışarıya kurulmuş bir minik sıcak havuz da mevcut, o arada SPA Merkezine de uğruyoruz, bir sonraki gün gelip keyif çattığımız, kapsamlı bir yer olmuş, hafta sonları masöz/masörler de bulunuyor tesiste. Bu süreç boyunca otelin müdürü Alpaslan Bey (Özoral) ve Zeynep Hanım (Arca Şallıel) ile sohbet etme fırsatı buluyoruz; öğrendiğimiz kadarıyla 3 ve 7 kilometre uzunluğunda olup, bağların içinden geçen iki adet yürüyüş yolu yapılması için çalışmalara başlanacak, harika fikir! Ayrıca Lüleburgaz Belediyesi’nin öncülüğünde yapımı sürdürülen bisiklet yolunun Arcadia’dan da geçirilmesi planlanıyor!

IMG_7579

Bu arada bir yandan oteli büyütme çalışmaları devam ediyor, sadece yazın hizmet vermesi düşünülen Bakucha, yoğun talep nedeniyle 12 ay açık kalacak şekilde düzenleniyor; dediğimiz gibi ek odalar inşa ediliyor, kapalı havuz yapılması planlanıyor, verandadaki belli bölümler de soğuk havalara karşı camekan ile kapatılacak ve güzel bir kütüphane kurulacak.

Gezimize devam ediyor, otelin arazisini aşıp, yavaştan bağlara doğru yollanıyoruz. O da ne, üç tane kocaman Kangal var, insan canlısı, tatlı şeyler, bizi görünce mutluluktan deliriyorlar, kuyruklar sallanıyor. Hemen seviyoruz çocukları, ayrıca eğitimliler de. En büyükleri olan Haydut’a, “Pati ver.” diyoruz, hoop diye koca patisini bize uzatıyor, çarpınca hafiften sarsılıyoruz, kuvvetli ve muhteşem hayvanlar. Seviyoruz sizi köpüşler! (Bu arada kangalların insanlar ile hiçbir sorunu yok, zaten genellikle sabahtan akşama kadar bağlarda ve bağlı olarak duruyorlar, gece olunca etrafı kolaçan etsinler diye salınıyorlar. Buna karşılık diğer köpeklere karşı, koruma içgüdüleri dolayısı ile saldırganlık gösterebiliyorlar, bu nedenle Bakucha’da köpeğimiz Arye ile kalamadık, evcil hayvanıyla gelmek isteyenler için kötü haber.)

Bağlarla ilgili detaylı bilgilere Arcadia Şarapçılık yazımızda yer vermiştik, merak edenler okuyabilir. Şimdi bağlar arasında gördüğümüz ve inşaatı devam eden villaları, yani üçüncü etabı anlatalım. Arcadia arazisi içerisinde bu şekilde villalar yapılacak, hepsinin özel bahçesi, bağı, dikili meyve ağaçları, sebzeleri bulunacak, büyükşehirlerin karmaşasından kaçmak isteyenler bu bağ evlerini satın alabilecek, isterlerse üzümlerinden kendileri şarap yapacak, isterlerse şaraplarını Arcadia’ya yaptıracaklar, süreçler içerisinde her türlü yardımı alabilecekler. Doğayla, bağlarla iç içe olan bu bağ evleri adeta cennetten bir köşe olacak.

Bağların yer aldığı toprağın jeolojik yapısı, buraların eskiden denizin dibi olduğunu söylüyor, Zeynep Hanım da anlatılanları müthiş bir örnek ile görselleştiriyor; gelin ve buradan çıkan toprak ile yaptığımız şu duvar kesitine bakın diyor:

IMG_7573

Küçük deniz kabuklarının yanında isimlendiremediğimiz farklı bir şeyler daha var, meğerse köpek balığı dişiymiş onlar! Zeynep Hanım, inşaat aşamasında pek çok köpekbalığı dişi bulduklarını, toprak yapısının gerçekten özel olduğunu dile getiriyor. Bağlardaki ziyaretimiz, üretim alanına uğrayıp, şarap tadarak sonlanıyor.

Akşam bizleri bir şölen bekliyor, mutfak ekibi yemeği adeta sanata dönüştürüyor. Özel bir menü yok burada, o gün ellerine ne geçmişse, hangi ürünün mevsimiyse, şefin kafasındaki tilkiler nasıl geziniyorsa gibi parametrelere dayanılarak bir menü hazırlanıp, servis ediliyor. Aşağıda bizlerin şansına denk gelenini görebilirsiniz:

IMG_7619

Başlangıçlar ile oyalanıyoruz.

IMG_7625

Belirtmediğimiz bir detay daha var, Süray’ın etle arası iyi değil ve gelmeden önce telefonda bunu belirtmiştik; mutfak ise bu detayı tabii ki unutmamış, ona özel ana yemek olarak muazzam bir kiş hazırlamış. Ben ise bonfile ile ödüllendiriliyorum.

IMG_7643

IMG_7634

Hadi kiş tamam da, şu bonfileye bakar mısınız, pembe pembe, sulu sulu, pişirmede ustalığını konuşturmuş mutfak ekibi. (Bu arada etlerin tümü Hamitabat Köy Kooperatifinden, geleneksel usul ile yetişip, serbest gezen hayvanlardan.) Ana yemek sonrası damaklarımız kendi yaptıkları Gelincik Şerbeti ile ferahlıyor. Bu şerbet öyle güzel bir şey ki en şirin halimizi takınıp, biraz daha istiyoruz ve kana kana içiyoruz!

IMG_7644

Tatlı da sürprizleri var, menüde yazan Bakucha Trileçesi yerine Toprak Tatlısı geliyor, önce toprağı içindeki mini naneler ile beraber, sonra içindeki sütlü tatlıyı kaşık kaşık götürüyoruz, hayran olunası. Yanında, ülkemizde Asil Küfe (Botrytis) maruz kalan üzümlerden yapılan ilk şarap örnekleri, 2013 rekolteli tatlı şarap ve 2009 rekolteli yarı tatlı şarap 333. Özel şaraplar, Arcadia’ya şarap dünyamıza 333’ü kazandırdığı için teşekkür etmeliyiz. (Bu arada kadehte servis edilen şaraplar menüye dahil değil, ayrıca fiyatlandırılıyor ancak kadeh fiyatları uygun.)

IMG_7650

Karnımız tok, sırtımız pek şekilde bahçeye geçiyor, ateşin önünde kırmızılarımızı yudumlayarak geceyi sonlandırıyoruz.

IMG_7652

Sabah bomba gibiyiz, zindeyiz, kuş cıvıltıları eşliğinde, temiz havayı içimize çekerek uyanmışız. Kahvaltıdaki ekmekler Bakucha’nın kendi yapımı, çeşit çeşit, peynirler de onların elinden çıkma, özellikle lorları bir harika, bal, reçel, marmelat, ne ararsanız lezzetli ve kaliteli. İsteğe göre köy yumurtanız da servis ediliyor.

IMG_7668

Hatırladığımızda yüzümüzü gülümsetecek anılarla veda ediyoruz Bakucha’ya, bizleri en güzel şekilde ağırlayan Alpaslan Bey başta olmak üzere bütün otel ekibine ve sonrasında Zeynep Hanım’a sevgilerimizi iletiyor, tekrar görüşme dileğimiz olduğunu bildiriyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir