Suvla

Gelibolu Yarımadası’nın Kuzey Ege sahiline bakan Suvla Koyu’na, Çanakkale Savaşları sırasında İngilizlerin Norkfolk Alayı’na bağlı Sandringham Bölüğü çıkarma yapmış ve kanlı çarpışmalar yaşanmıştır. İşte üreticimiz de isim seçerken tarihi ve kimliği olan bu koydan esinlenmiş.

_mg_8420-medium

Selim Zafer Ellialtı, tam bir girişimci, iş hayatında farklı farklı uğraşları olmuş, demir attığı son liman olan teknoloji sektöründeki şirketlerini büyütüp satarak sermayesini oluşturmasının ardından geleceğine yön vermek için karar aşamasında bulmuş kendini. Ürünün modasının hızla geçtiği, piyasaya çıktığı gün eskidiği bilişim sektöründen vazgeçip, 2003 yılında toprağa ve şaraba yatırım yapıp, modası asla geçmeyecek ürünlere yönelmek olmuş seçimi. Tabii bu işlere girerken bilinçli olunması gerektiğini fark etmiş çünkü şarap işi, kendi deyimiyle layıkıyla yapılmazsa batmanın en prestijli yolu…

Selim Bey planını ve programını yapmış ancak bakmış ki eldeki avuçtaki yatırımı sürdürmeye yetmeyecek, o zaman maaşlı çalışan olarak iş hayatını devam ettirip, biraz daha birikim yapmaya karar vermiş ve 2004 yılında Microsoft’taki serüveni başlamış, 2011 yılına kadar sürmüş. Bu arada hafta içleri bol bol seyahat ederken, hafta sonları gelip toprakla, bağlarla uğraşmayı ihmal etmemiş. Bağlar gelişip istenen olgunluğa eriştikten sonra Suvla üretime 2010 yılında başlarken, 2012’de ise ürünler piyasa sürülmüş. (Selim Bey’in hayatındaki dönüm noktalarını anlattığı Evladım Sen Ne İş Yapıyorsun? isimli TED konuşmasını kesinlikle izleyin.)

_mg_8395-medium

Tabii sadece erkek tarafından bahsedecek değiliz, Pınar Ellialtı Suvla’nın ürünlerinin içeriğinden tutun da logo, etiket, tabela vb. tasarımların hepsinden sorumlu olarak aklınıza gelebilecek her ayrıntı üzerine özenle eğilmiş, günümüzdeki başarılı marka algısının yaratılmasında payı büyük. Zaten Türkiye’de şövalyelik olarak addedilmesi gereken şarap işi böyledir, fikre ailecek inanmadan, ona kendinizi adamadan yol alınmaz çünkü “asma oğlana, zeytin toruna” demişler, dikene hayrı yok. Neyse ki Ellialtı’lar işin altından kalkmayı başarıp, güzel güzel şaraplar sundular. Hatta şarap ile sınırlı kalmayıp, Kilye adı altında doğal, mevsiminde ve geleneksel pek çok ürünle tüketicileri buluşturdular.

Sloganı wine is life’a (şarap hayattır) bayıldığımız Suvla’nın üretimhanesini gezmek amacıyla zevkle takip ettiğimiz Pazarlama Müdürü Elçin Akinan ile sıcacık bir yazışma gerçekleştirip, 2016 yılının Ağustos ayında Suvla’da buluyoruz kendimizi. Herkesi olduğu gibi bizleri de Ecem karşılıyor.

_mg_8374-medium

Ecem öyle sıcak davranıyor ki harikulade bir yaşam enerjisi var, Suvla’yı onunla özdeşleştirmemizin ardından aileden biri gibi hissediyor ve içeriyi keyifle turluyoruz; ilk hedef üretim alanı. Buraya adımımızı atar atmaz da Ecem’in eşi Hikmet ile karşılaşıyoruz, yıllardır tanıyormuşçasına selamlıyor ikimizi.

_mg_8383-medium

Dükkan ve şaraphanenin yer aldığı bina eski tekstil fabrikası, tadilat sonrası günümüzdeki halini almış. Şato tipi üretim yapan Suvla’da, ayıklanan üzümler yer çekiminden yararlanarak aşağıya aktarılıyor, modern ekipman ile üst düzey ve gelişmiş bir tesis kurulmuş. Fıçıların bulunduğu mahzen kocaman, etrafı hoş kokular sarmış, şarapseverler renkli rüyalar görecek olsalar herhalde böyle bir yer hayal ederlerdi diye geçiriyoruz içimizden. Bu arada aynı parselden gelen üzümlerin farklı fıçılara alındığını ve tek fıçıdan tadım yaparak o parsel hakkında genel fikir edinilmediğini, her bir fıçının ayrı ayrı tadıldığını belirtiyorlar. Deli işi bir uğraş, hatta ilk üretim partisinden bu yana detaylı notlar da alındığını, bağın farklı bölgelerinden çıkan şaraplar hakkında yavaş yavaş veritabanı oluşmaya başladığını dile getiriyorlar. En başta verilen “Bu iş layıkıyla yapılmalı.” kararının yansımalarını üretim aşamasında görüyoruz.

_mg_8388-medium

Ve sıra geldi şarapları yudumlamaya, güneş tepede, hava mükemmel, keyifler yerinde, Hikmet ve Ecem’le oturuyoruz, Arye yeşilliklerde takılıyor. Tadım notlarına geçmeden önce Suvla’nın segmentasyonu üzerine eğilelim;

_mg_8397-medium

*Kabatepe, Suvla ve Kirte: Genç, meyve aromaları ön planda, fıçı görmemiş veya kısmi fıçı görmüş, fazla zaman geçirmeden, mümkünse 1, en geç 3 yıl içerisinde tüketilmesi makul.

*Suvla Reserve: 3-12 ay meşe fıçıda, 3-6 ay şişede dinleniyor, 1-5 yıl içerisinde içilmesi öneriliyor.

*Suvla Sır ve Sur: Tek parsel harmanları, ikisi de dengeli ancak karakterlerinde farklar var. Meşe fıçıda 9-12 ay, şişelendikten sonra 6-9 ay dinleniyor ve 1-5 yıl içinde tüketilmesi tavsiye ediliyor.

*Suvla Grand Reserve: Kral! Meşe fıçıda 6-18 ay, şişede 6-24 ay boyunca güzellik uykusuna yatıyor, 1-10 yıl içerisinde yudumlanması öneriliyor.

Suvla’nun üretim stratejisi şekillenirken o rekolteden elde edilen üzümler ve şaraplara bakılıyor, durmaksızın tadımlar yapılıyor. İlk olarak en üst segmentteki şaraba neyin hayat vereceği seçiliyor ve buradan başlayıp alttaki serilere doğru iniliyor. Belirtmek gerekir ki alt veya üst segment sınıflandırmasının şarabın kalitesi ile bir ilgisi yok, zaten Suvla gibi düzgün üreticilerin her segmentteki şarabı kalitelidir. Farkı yaratan değişik ruh hallerine uyacak çeşitli şaraplar yapabilmek, yani her akşam yemeğinde Grand Reserve içmek makul değil, onu özel günlere saklamalısınız. Ama Kabatepe‘nin kırmızısı favorilerimizden mesela, evimizde her daim bulundurmaya çalışıyoruz, onu da günlük içim için bol bol tercih etmelisiniz. Anlayacağınız, şaraba böyle bakmak lazım.

Yine de okuması kolay gibi görünen sınıflandırmalar, iş tadıma gelince biraz karışıyor çünkü Suvla’da sanırız kah tek üzüm kah harman olarak bakınca 35’e yakın farklı çeşit şarap var. Şahsi kanaatimiz bu denli fazla türün olmasının kafa karıştırabileceği yönünde. Şaraba hakimiyeti genel olarak düşük bir tüketici kitlesinin var olduğu düşünüldüğünde seriler/üzümler/türler arasındaki farklılaşmanın nedenini anlatmak kolay olmayabilir.

Tabii bunun da mantığı var. Suvla, geniş palet içerisinde her bütçeye ve damağa uyan bir şarap bulabilirsiniz diyor ki gerçekten bulunuyor. =) Dediklerimiz eleştiri olarak algılanmamalı, yalnızca tüketici gözünden izlenim.

_mg_8410-medium

Beyazlara dikkat çekmek isteriz; Suvla Kınalı Yapıncak, uygun fiyatı ve keyifli içimiyle favorimiz oldu bile! Diğer övgüye değer şaraplar ise Fransa’nın Rhone bölgesi ile anılan Roussanne ve Marsanne üzümlerinin kupajı, Reserve de Grand Reserve de şahane. Suvla bu üzümleri Türkiye’de ilk kez yetiştirerek şarap dünyamıza hoş bir hediye sunmuş oldu.

_mg_8411-medium

Diğer göz bebeğimiz Karasakız, hem Blush olarak işlenmiş hali hem de sek kırmızısı gönlümüzü çaldı, meyvemsiliği hoş, rahat içimli şaraplar. Suvla’yı yerel üzümlerimiz üzerine eğildiği için ne kadar övsek az, mutlu ediyorlar insanı. Önologlardan Dimitar Dimov da üzümlerimizin üzerine titriyor, hatta her şey başlangıç aşamasındayken ev yapımı ve bozuk olan bir Karasakız örneği tadan Dimitar, bunda potansiyel var diyerek desteğini ortaya koymuş. Sevgisi buradan belli. Daha pek çok Karasakız projesi de yolda, bu güzelim üzümden tatlı ve köpüklü şarap yapmak planlar arasında.

_mg_8418-medium

Sıra geldi bize göre Suvla ile özdeşleşmiş, marka yüzü olabilecek iki ürüne, Sur ve Sır. Muhakkak birlikte tadılmalı ve üzerine konuşulmalı. Tamam ikisinde de denge var, ancak biri güçlü, diğeri zarif? Eşleştirin bakalım sıfatlar ile kırmızıları…

_mg_8429-medium

Mark bi’ gel bakiim ısırıcam seni.

Tadımdan sonra bağların efendisi (biraz 90’lar tadında bir yakıştırma oldu ama idare edin.) Mark Sims aramıza katılıyor. Atlayın jipe, Kabatepe bölgesindeki deniz manzaralı ve çam ormanları ile çevrelenmiş bağları görmeye gidelim diyor. Yaşasın Bağ Safarisi! Suvla’nın asmalarının ekili olduğu “Bozokbağ”, ismini Ellialtı’ların oğlu Bozok’tan alıyor; oğul ve asmalar beraber büyüyor. (Herhalde Bozok’un 18. doğum gününe ithafen yaşını almış bağlardan gelen özel bir şarap hediye ederler hem ona hem bizlere.)

_mg_8440-medium

Mark’ı harap ettim şimdi dinlenebilirim!

İyi tarım uygulamaları ile bağcılığa başlayan Suvla, günümüzde organik tarım sertifikasını alarak bir üst aşamaya geçmiş durumda. Bağda Cabernet Sauvignon, Merlot, Shiraz, Cabernet Franc, Grenache Noir, Petit Verdot, Chardonnay, Sauvignon Blanc, Roussanne ve Marsanne ile yerel üzümler Kınalı Yapıncak ve Karasakız ekili.

_mg_8442-medium

Mark karşılaştığımız en şahane insanlardan, öyle hoş bir üslubu var ki dediklerini keyifle dinliyorsunuz. Yeni ektikleri Roussanneleri göstererek bakalım bunlardan ne zaman şarap yapacağız diyor gülerek. Etrafı gezerken sohbet sürüyor, iyi şarap bağda hayat bulduğu için buradaki uygulamalar çok önemli; güneş açısı, üzüm türü, üretilmesi planlanan şarabın yapısı gibi kıstaslara dayanarak dikim yaptıklarını, her an bağların içerisinde olduklarını, gerektiğinde yaprak azaltımı vb. tekniklerin uygulandığını öğreniyoruz. Mark’ın en vurucu cümlesi bağcılıkta tek doğru olmadığı yönünde, bağcılığın beklentiye göre yapıldığını dile getiriyor.

_mg_8425-medium

Civardaki diğer bağlarda ilaç kullanıldığı için böcekler organik tarım yapılan Suvla’nın bağlarına kaçıyormuş. Sorunu aşmak amacıyla böceklerin daha az zarar verecekleri buğday ve diğer çeşitli bitkilerin çevreye ekilerek ilgilerinin buralara çekildiğini, bu sayede bağların korunduğunu öğreniyoruz. Zaten bağlar ve Kilye’nin ürünlerinin yetiştiği alanlar iç içe, böylelikle birbirini dengeleyen bir yapı kurulmuş oluyor.

_mg_8426-medium

Son olarak Suvla’nın sitesinden “Teruar”ı tanımlayan harika cümleyi şuraya bırakalım:

“Toprak, güneş, rüzgar, insan… Asmaların gelişiminde bir bütüne doğru vazgeçilmez unsurlar. Bozokbağ, kurulduğu günden bugüne, hiç ara vermeden büyük sadakatle yöre köylerinden gelerek, yaz kış demeden bağlarda çalışan onlarca kadının büyük emek verdiği on yaşındaki çocuğu gibi.”

Rüya gibi turumuz sonlanırken yorgunluğu üzerimizde hissediyoruz, ne harika gündü be! Giderken tekrar buluşmak için ekiple sözleşiyoruz, sohbetlerine doyamadık…

3 comments on “Suvla”

  1. semra arıbaş dedi ki:

    aryesiz de olmuyor

    1. Adım Adım Gurme dedi ki:

      Aryesiz hiç bir yere gitmeyiz Semoz. Pek tatlıdır o!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir