Selia Çiftliği – Karnas Şarapları

2016 yazında yaptığımız ziyaretlerin ardından aylar geçti. Eh hazır soğuklar geliyorken sıcak günleri analım, elinizden tutup da sizleri Bodrum’a götürelim istedik; hem de Bodrum’un bilmediğiniz bir yüzüne. Hedef Gökova ve Mandalya körfezleri arasında yer alan 165 dönüm arazi üzerinde kurulu Selia Çiftliği.

_mg_8006-medium

Şaşalı bir kapı ile karşılaşıyoruz, geldiğimizi nasıl anlayacaklar falan derken kapı kendiliğinden açılıyor ve gördüğümüz manzaraya şaşa kalıyoruz, rüya gibi, doğa harikası bir coğrafyanın içindeyiz… Bir yanda keçiler koşuşturuyor, çiçeklerin güzel kokuları burnumuza geliyor, gerçek aşkımız asmalar etrafta dizili ve medeniyetin nişanelerinden zeytin ağaçları gözümüze çarpıyor. Burası apayrı bir dünya. Arabayı park edip, Arye’yi koştursun diye dışarı salmamızdan sonra Selva İşmen karşılıyor bizleri, laflamamızın ardından asıl derdimizin şarap olduğunu anladığı için sohbete mahzende devam etmeyi teklif ediyor.

_mg_7971-medium

Fotoğraftaki hayalet Arye’yi bulunuz!

Selia’da geleneksel yöntemlerle ve doğaya saygı ile üretim yapılıyor, şaraplar Halikarnas’tan esinlenilerek Karnas olarak adlandırılmış; bağlar Zinfandel ve Shiraz ağırlıklı, bir miktar da Cabernet Sauvignon mevcut. Şarapçılık hikayesi ilk kez 2005 yılında Zinfandellere hayat verecek asmaları dikerek başlamış, 2013’te ise ilk ürünler piyasaya sürülmüş. Sormadan edemiyoruz, neden ülkemizde pek bulunmayan Zinfandel’i birincil üzüm olarak seçtiniz diye.

_mg_7996-medium

İşmen çifti yılllarca Kalinorniya’da yaşamış, sık sık Napa Vadisi‘ni ziyaret etmiş, bölgenin yıldızı Zinfandelden yapılma harika şarapları içerek bu üzüme karşı özel bir ilgi ve sevgi duymaya başlamış. Memlekete dönünce Ege ve Akdeniz kıyılarını karış karış gezmişler, Bodrum’a gelip uygun bir yer ararken şu anda çiftliğin bulunduğu arazinin ortasındaki sakız ağacı dikkatlerini çekmiş, bunu işaret olarak addedip, tamam köklerimizi buraya salacağız diyivermişler. Tabii işin bilimsel yönünü ihmal etmemişler, toprak analizleri yapılmış ve üretim için uygun çıkmış, sonrasında iklim şartlarına bakılmış ki bölgenin rüzgar koridoru olduğu fark edilmiş, yani üzümler Bodrum’un yoğun sıcağından korunabileceklermiş! Kısacası sezgisel olarak seçilen teruarın, şaşırtıcı şekilde tam da aradıkları özelliklere sahip olduğu ortaya çıkmış.

_mg_8002-medium

Şarabı “Hayat” olarak tanımlayan Selva Hanım’ın bu dünyaya adıma atması kızının ona “Şarap Kültürü” kursu hediye etmesi ile başlamış, Evde Şarap Grubuna katılarak amatör olarak ilk üretimini yapması ile devam etmiş ve Karnas Şaraplarıyla zirveye ulaşmış. Şu an için şarap yapımının her aşamasından Selva Hanım sorumlu ve prensibi “Sevdiği şarabı üretmek.”.

_mg_7986-medium

Güzel kokular ve loş ışıklarla bezeli mahzeni terk edip tadım masasına geçiyoruz. Hem fıçı görmüş hem de fıçısız farklı farklı Zinfandel örnekleri tadıyoruz. Basta@IWSA yazımızdan alıntılarsak: “Dünya’da barbekü ile uyumlu üzüm olarak bilinen Zinfandel’in karakteri dürümümüz için biçilmiş kaftan.”. Gerçekten de bu üzümün damakta bıraktığı aromalar ızgara etler için yaratılmış sanki, yediklerinizin lezzetini katmerlendiriyor. Karnas’ın özellikle Zinfandel’e eğilmesi isabet olmuş.

_mg_7993-medium

Masamızı sadece şarap süslemiyor, malum burası çiftlik ve daha pek çok ürünü var. Mesela zeytin ve zeytinyağını ele alalım. Milas’ın Memecik türü zeytini kullanılıyor, zeytinler himalaya tuzuna yatırıldıktan sonra yemeye hazır hale geliyor, leziz. Zeytinyağı da ayrıca beğenimizi kazanıyor, asit oranı düşük, yakıcı ve meyvemsiliği kıvamında.

Bir de güzel mi güzel peynirlerin müsebbibi şirin keçiler var. İsviçre’den gelen Saanen keçisi bunlar, etrafta şen şakrak geziyor, gönüllerince otluyor ve günde 1,5-2 litre süt veriyorlar. Selva Hanımın eşi Haluk Bey, sütü en iyi şekilde işleyip layıkıyla peynir yapabilmek için üşenmemiş taa İsviçrelere gidip dersler bile almış. Zinfandel’den yapılma sirke ve pekmez ise es geçilmemesi gereken diğer ürünler.

_mg_7968-medium

Yazının en başında boş yere Bodrum’un bilmediğiniz yüzü demedik çünkü genellikle merkez ve çevredeki deniz kıyısı bölgeler ile tanımlıyor insanlarımız Bodrum’u; akabinde deniz, kum ve güneşe indirgiyorlar. Kimsenin buraların şarabından, peynirinden, zeytinyağından bahsettiği duymadık maalesef. Ancak turizm artık dönüşmeli, katmanlı hale gelmeli ve yörenin ürünlerinin gastronomik açıdan değeri vurgulanmalı. Zaten şaraba Karnas adını verip, Halikarnas’a vurgu yapmanın amacı aslında bu, Bodrum Şarabı olarak anılmak, bölgeyle özdeşleşmek. Tabii daha alınacak çok yol var, misafirlerin pez azı Türk, yine ağırlıklı olarak yabancılar keşfetmiş Selia Çiftliği‘ni, hatta biz tadım yaparken Alman bir aile çıkıp geldi, masamıza, şarabımıza ve sohbetimize konuk oldu. Tattıkları şaraplardan, yedikleri peynirlerden ve zeytinyağına ekmek banmaktan gayet mutlulardı.

Kapanışı yaparken bir tavsiye vermek istiyoruz: Tatil için gittiğiniz yerlere tek yönlü değil, çok yönlü bakmaya çalışın; çevrenizde neler olup bitiyor, kimler nasıl işlerle uğraşıyor araştırın. Böylelikle hayatın nasıl da sürprizlere gebe olduğunu görecek ve şaşıracaksınız.

3 comments on “Selia Çiftliği – Karnas Şarapları”

  1. semra arıbaş dedi ki:

    doğuhan ne güzel yazmışsın sanki bir hikaye anlatır gibi ama gerçek sıcak samimi akıl veren keşke yazar olsaymışsın be annem

  2. haluk işmen dedi ki:

    yazdıklarınız çok anlamlı ve akıcı..

    bizi bizden daha iyi anlatmışsınız..

    bidahaki bodrum ziyaretinizde sizleri daha yakından tanımak isteriz..

    tebrikler ve teşekkürler.

    1. Adım Adım Gurme dedi ki:

      Sizi sizden iyi anlatmamız imkansız Haluk Bey, sizler her şeyi açık ve seçik olarak misafirlerinize gösterip, onlarla paylaşınca ortaya çıkan bir durum olabilir bu ancak. =)

      Ziyaretimiz sırasında yalnızca Selva Hanım ve kızınız ile tanışabilmiştik, siz yoktunuz sanırım, tekrar yolumuzu düşürüp muhakkak sizleri tanımak, peynir yapımının detaylarını dinlemek isteriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir