Suvla Bağbozumu Şenliği 2017

Önceki yazımızda, Suvla‘nın Çanakkale’ye bağlı Eceabat’ta bulunan şaraphanesi ve bağları hakkındaki izlenimlerimizi ayrıntılı olarak aktarmıştık. Sırada, 2016 yılındaki BBC’nin belgeseline bile konu olan Suvla Bağbozumu Şenliği‘nin, 2017’deki hikayesi var.

22 Ağustos sabahı saat 7.30’da grubumuzla buluşup, ekibi Eceabat’a götürecek servis aracına doluşuyoruz. Herkes kıpır kıpır, canlı ve heyecanlı. Acaba nasıl bir seyahat bekliyor bizleri diye düşünmeden edemiyoruz. Maalesef yol boyunca hava kapalı ve yağışlı. Nihayet, yaklaşık 5 saatlik yolculuğun sonrasında Bozokbağ’a varıyoruz. Yol yorgunluğu ve açlığın birleşimi bünyemizi sarmış durumda. Ama o da ne, mükemmel enerjisiyle ve güler yüzüyle Pınar Hanım değil mi bizlere doğru yaklaşan, ardından da herkesi selamlayarak Selim Bey geliyor. O sırada kadehler dolaşmaya başlıyor, hemen bir tane buz gibi Kınalı Yapıncak kapıyor ve kana kana içiyoruz. O andan itibaren yorgunluk falan kalmıyor. Bağlara nazır hamağa uzanıp keyif çatıyoruz.

Yahu çok güzel bir şey bu hamak olayı

Bu sırada taş fırından yükselen mis gibi kokular geliyor burnumuza, mideler zil çalıyor. Bozokbağ’daki Çamlıkta kurulan upuzun masaya hemencecik yerleşiyoruz. Fırından ilk olarak tam da mevsimi olan Sardalyalar çıkıyor. Yanında tazecik sebzelerden yapılan bir Salata var.

Ekmek desen dumanı üstünde tütüyor. O da taş fırında pişirilmiş. Tam tabaklar boşalacak gibi oluyor, bir posta daha yemek geliyor. Bütün bu güzelliklerin eşlikçisi ise yazın favori pembelerinden Suvla Rose 2016, Cabernet Sauvignon ve Karasakız kupajı. Şarabın yemekle uyumu mükemmel.

Gözlerde kalp çıkan anlar

Fakat o da ne? Fırının önünde bir telaş var. Hatta durun durun, fırından çıkan Suvla Kanyon’daki damak çatlatan lezzetimiz, peynirli ve üzümlü Pizza değil mi? Evet, ta kendisi! Elçin Akinan, aslında bu pizzanın ilk defa buradaki taş fırında keşfedildiğini anlatıyor. Bu hali, Lor Peyniri ve Cabernet Sauvignon üzümleriyle yapılan orijinal tarif. Kanyon’daki ise Dört Peynirli ve yine Cabernet Sauvignon üzümleriyle bezeli. Kısacası bu pizza, en bi’ sevdiklerimizden olan, tatlı ve tuzlunun birlikteliği; yanı sıra servis edilen Suvla Karasakız ile beraber damakta dans ediyor.

Aynı eşleşmeyi Suvla Kanyon’da deneyin

Masada bir şenliktir gidiyor. Tam bu sırada, tatlı olarak yeşil elma dilimleri ve Kilye üretimi tahin pekmez karışımı önümüze geliyor. İlk defa bu ikisini yan yana görüyoruz ama yörede tahin pekmezin bu şekilde tüketimi yaygınmış. Tatlı ile ekşinin birlikteliği parmakları yalatan cinsten. Kesinkes evde de denenmeli.

Ban ban ye

Karınlar doydu. Şimdi Bozokbağ içerisinde yer alan Bağ Evinde şöyle bir tur atma zamanı. Bağların ortasındaki bu ev, hayalleri süsleyen cinsten.

Ahanda grubumuz

Sevimli mi sevimli. Derdi ve tasayı insana unutturan bir yer.

Sallanan sandalye kalp biz

Evin alt katı ise ufak bir mahzen. Burada, Selim Bey’in ilk şarap yapma denemelerinden kalan şişeler ve kimi ürünlerin eski rekolteleri bulunuyor.

Kavı yağmalarken biz

Bu sırada Elçin, “Haydi seçelim bir şişe, akşam yemeğinde açarız.” teklifini sununca kayıtsız kalamıyoruz, değmeyin keyfimize.

Mantarcım iyi misin?

Yemeğin de verdiği ağırlıkla bedenlere yorgunluk çöktü, ufak bir mola zamanı deyip odalarımıza yerleşiyoruz. Akşama doğru tekrar toplanıyor ve eski bir tekstil fabrikası olan şaraphaneye doğru yola koyuluyoruz. Burada, şarap yapımcısı Hikmet Ataman tarafından karşılanıyoruz ve onun rehberliğinde gezimiz başlıyor. Herkes merak ettiklerini soruyor ve Hikmet uzun uzun anlatıyor, Suvla’nın üretim felsefesinden bahsediyor, ardından sıra geliyor merakla beklediğimiz şarapla tanışmaya. Karşımızda, yeni piyasaya sürülen ve Türkiye’de ikinci kere geleneksel/klasik yöntemle yapılan Suvla’nın köpüklüsü İyi Ki var!

İyi Ki’ler

Hikmet bu şişelere gözü gibi bakıyor. Onlardan bahsederken çok heyecanlı, adeta adam olacak çocuklarını anlatıyor. Onu dinledikçe ve yapım aşamasındaki emeğe vakıf oldukça biz de heyecanına ortak oluyoruz.

Şerefe!

Şaraphaneden çıkıp, Suvla’nın domates salçasından tutun da zeytinyağına, oradan reçellere ve kahvaltılıklara kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip olan yan markası Kilye’nin üretim alanını geziyoruz.

Yavaştan karınlar acıkmaya başladı. Şaraphane ile aynı yerde bulunan restoran bölümünde kocaman bir masa kurulmuş. İyi Ki’ler kadehlere dolduruluyor ve bir kutlama havasıyla tokuşturuluyor.

Giriş tabakları olan Peynir ve Bruschettalar geliyor, yanlarında Suvla Chardonnay yudumluyoruz.

Şu şarabın duruşu yeter be

Ardından Domates Soslu Makarna ve Suvla Grand Reserve Karasakız masadaki yerlerini alıyor. Domates sos eşleştirmesi zaman zaman problem yaratır ama Karasakız, orta gövdeli yapısı ve kadifemsi tanenleriyle ne altta kalır, ne üste çıkar cinsten. Tam bir denge söz konusu. İyi bir ikili oluyorlar.

Sonrasında gelen Şeftalili Deli Semizotu Salatasına da Karasakız Grand Reserve eşlik ediyor. Çok da güzel oluyor.

Mamma Mia

Ana yemeğe geçme zamanı geldi. Eceabat’tayız. O zaman bir Eceabat Köfte alırız. Kavalyesi ise Suvla’nın imza şaraplarından Sur oluyor. Yıllar Sur’a yaramış; köşeli tanenler yuvarlanmış, fıçı üzümlerle güzelce entegre olmuş. Yine ve yeniden keyifli bir birliktelik. Haha, bu arada öğlen Elçin’le beraber kavdan aldığımız şarabı unuttunuz mu? Biz unutmadık. İşte tam bu anda o şişe açılıyor. Şarabımız Sur’un ilk denemesi olan 2008 rekoltesi. Selim Bey’in, daha Suvla ortada yokken kendi kendine yaptığı deneme üretimlerinden biri bu kırmızı. Suvla kurulduktan sonra da ekibe bu şarabı gösterip, benzer bir ürün yapmalarını istemiş. Aradan geçen 9 senede ise şaraptaki taze ve canlı meyveler, yerini kuru meyvelere bırakırken, rengi de kan kırmızısından kızıl tonlarına dönmüş. Yıllanmış olmanın getirdiği zerafeti her yudumda hissediyoruz. Muazzam.

Çok güzel annecim

Harikulade geçen gece Chardonnay ile pişirilmiş Taze İncir Tatlısının yanında Suvla’nın Karasakız’dan yaptığı Tatlı Tatlı ile son buluyor. Artık dinlenme zamanı çünkü sabah çok işimiz var. Erkenden kalkıp, bağbozumuna yardım edeceğiz.

Hey yavrum hey

23 Ağustos sabahı, saat 7’de uyanıp, yeniden Bozokbağ’a doğru yola çıkıyoruz. Bugün 2017 senesinin ilk hasadı yapılacak. Burada, Suvla’nın bağlarından sorumlu olan Mark Sims (önceki yazıyı okuyanlar Arye‘nin Mark’ı nasıl haşat ettiğini hatırlayacaktır.) tarafından karşılanıyoruz. Nasıl üzüm kesmeliyiz ve nelere dikkat etmeliyiz gibi konularda ufak bir ders veriyor.

Muzaffer bir komutan edasıyla duran biz

Bağ makaslarını ve sepetlerimizi kapıp Sauvignon Blanc asmalarının arasına dalıyoruz. Ama o da ne, üzümler asmalara öyle bir sıkı sıkıya sarılmış ki bir sepet üzüm toplamamız bile bayağı zamanımızı alıyor. Hepsi böyle mi acaba diye düşünürken yan asmada çalışan ve tecrübeli olduğu belli olan köylü kadınlar, en zor üzüme denk geldiniz, bunlar çok sıkı olur diyorlar. Olsun, zoru severiz. =)

Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı yazmayanı dövüyorlarmış

Hepimiz sepetlerimizi doldurduktan sonra kahvaltı yapmak için Eceabat’ta bulunan şaraphane ve restorana doğru yola çıkıyoruz. Herkes kurt gibi aç. Masamız hazır ve üzerinde büyük bir kısmı Kilye ürünlerinden oluşan kahvaltılıklarımız var. Sohbet, muhabbet derken kahvaltımızı yapıyoruz. Burada grup ikiye ayrılıyor; bir kısım şehitlikleri gezmeyi tercih ediyor. Biz ise denizin keyfini çıkarmak için sahile vuruyoruz kendimizi.

Oyna babam oyna

Güneş yavaştan batmaya başladı. Biz de Bozokbağ’a, Geleneksel Bağbozumu Şenliği‘nin yapılacağı alana geldik. Her yer balonlarla süslenmiş. Davul, zurna, vur patlasın, çal oynasın.

Bir yandan da kocaman bir kazan içerisinde etli pilav pişiriliyor ve Selim Bey, ufak bir konuşmanın ardından bir çeyrek altını kazana atıyor. O da şanslı kişinin dişine geliyor. Bu da şenlik geleneklerinden bir tanesi. Yemeğimizi almak için sıraya giriyoruz. Pilava ilk kaşığı attığımızda heyecan dorukta, acaba altın bizim tabakta mı? Peh, şanslı değiliz. Etli pilavın yanında mis gibi kavrulmuş irmik helvası var; bu güzel tatlıyla avunuyoruz. Eşlikçimiz ise Kabatepe Kırmızı. Yemekler yendi, haydi biraz dans edip de yediklerimizi eritelim diye kendimizi ortaya atıyoruz. Kahkahalar etrafta yankılanıyor. 2017’nin bereketi şerefine şaraplarımızdan bir yudum daha alıyoruz.

Hepinizi seviyoruz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir