Kavaklıdere – Cotes d’Avanos Bağları

2018 yılının Mayıs ayındaki yağmurlu bir günde kendimizi Kapadokya‘da, Kavaklıdere‘nin Cotes d’Avanos Bağları‘nda buluyoruz. Hemen yağmurluklar dağıtılıyor ve ardından Altın Köpük‘ler servis ediliyor. Havanın azizliğine rağmen köpüklü şarap sonrası yüzler hemencecik gülüyor. Biz şarap içer ve sohbet ederken, yağmur diniyor. Biraz çamura batmayı göze alarak bağlarda kısa bir gezintiye çıkıyoruz.

1993 yılında kurulan Cotes d’Avanos Bağları, Nevşehir’in Yeşilyurt Köyü’nde yer alıyor. 180 hektarlık alanda kurulu bağlar, 900 ile 1.000 metre arasında değişken rakıma sahip bir alana yaygınlar. Killi, kalkerli ve volkanik karakterli çakıllırdan oluşan toprak yapısına sahip bağların yer aldığı arazi, su tutmayan yapısı ve çorak iklimiyle üzüm yetiştirmek için gayet elverişli. Karasal iklimin hakim olduğu bu bölgede yazlar kurak ve sıcak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçiyor. Ancak yakındaki Kızılırmak’ın yarattığı yumuşatıcı etki buranın iklim yapısını genelden ayrıştırıyor. Ayrıca, gece ile gündüz arasındaki yüksek sıcaklık farkı sayesinde üzüm olgunlaşmasını rahatlıkla tamamlarken, istenen asiditeyi bünyesinde tutabiliyor.

Siz büyüyüp olgun ve dolgun üzümler mi olacaksınız?

Bağda beyaz şaraplık üzümlerden Narince, Emir, Chardonnay ve Sauvignon Blanc; kırmızı şaraplık üzümlerden ise Kalecik Karası, Öküzgözü, Cabernet Sauvignon ve Tempranillo dikili. Şu an için kırmızı şaraplık üzümlerden yalnızca Tempranillo’nun kendi adına şarabı var. Diğer kırmızı şaraplık üzümlerden Cotes d’Avanos adı altında şişelenen bulunmamakta. Bu arada öğreniyoruz ki Pinot Noir da burada dikilmiş ancak yapılan şaraplar beğenilmediği için üretimine son verilmiş. Ek olarak, bağcılıkla fazlasıyla ilgili olduğumuzu gören, bağ sorumlusu Caner Çıtak, bize budama ile ilgili birkaç tüyo vermeyi ihmal etmiyor.

Kapadokya, ciddi manada soğuk bir bölge, -31 derecenin görüldüğü olmuş. Kış aylarındaki soğuk hava asma için sorun oluşturmuyor ancak baharda asmaları don vurursa, bütün meyve telef olabiliyor. Bu da üretici için mahsulünü kaybetmesi demek ki korkunç bir şey. İşte bu nedenle buradaki asmalar 2008 yılı itibarıyla “Goblet” şeklinde düzenlenmeye başlanmış. Yani asmalar yere yakın, telli sistemle yukarıya kaldırılmamış. Bunun nedeni soğukların vuracağı dönemlerde asmaların gövdesini toprakla kapatıp, don yemesini önleyebilmek. Tabii burada 500 bin adet omcadan bahsediyoruz. İşte bunların hepsi toprakla kapatılıyor ve soğuklar geçtikten sonra geri açılıyor. Muazzam bir çalışma. (Bu konu hakkında Levon Bağış’ın “Hepinize donsuz geceler” yazısı da okunmalı.)

Bağlardaki işimiz bitince üretim tesisine geçiyoruz. Kısa bir şarap nasıl üretilir anlatısının ardından tanktan çeşitli şaraplar tadıyoruz. İlk denediğimiz şarap 2017 rekolte bir Emir. Damakta vahşi, daha yolu var. Bu arada Kavaklıdere’nin sek olarak Emir üretmediğini unutmamak lazım, sek Emir arıyorsan adresin Kocabağ‘ın K serisindeki Emir’i olmalı. Bu aşamadan sonra mahzene gidiyor ve birkaç şarabı fıçıdan tadıyoruz.

Denediğimiz ilk şarap Chardonnay 2017. Normalde beyaz şarap söz konusu olunca Chardonnay’i çok tercih etmesek bile Kapadokya toprakları üzümün lezzetini yükseltmiş. Şarabımız eski ve yeni fıçılarda olgunlaştırılmasının ardından bu raddeye gelmiş. Sonrasında yine 2017 rekolte Narince deniyoruz. Buradaki ekip, Narince gibi fıçı entegrasyonu sorunlu olan bir şarabın fıçısever hale gelmesi için daha büyük hacimli, 500 litrelik fıçıları kullanmaya başladık dedikten sonra doğru fıçı kullanımını yakalamak için uzun süredir çalışıyoruz diye devam ediyorlar.

Bahsedilen fıçılar yukarıdaki fotoğrafta yer alıyor. Alttaki büyük olanlar 500 litrelik fıçılar. Fıçının büyümesi, şarapla olan temas alanını düşürüyor. Bu sayede fıçıdan gelen aromalar şaraba daha az nüfuz ediyor. Son olarak Kalecik Karası tadıyoruz; deneme üretimi. Lezzetli bir şarap ancak Kavaklıdere ekibi, “Cotes d’Avanos” markası altında şişelenmesi için daha yolu var diyorlar. Şimdi sıra geldi şişelenmiş şarapları tatmaya.

Lambanın güzelliği…

Tadacağımız şarapların hepsi buradaki bağlardan gelen örnekler. Toplamda 4 tane şarap deneyeceğiz. (Bir uyarı yapalım, bu şarapların tattığımız rekolteleri şu an için piyasada yok. Daha güncel rekolteleri bulunabiliyor. Şaraplar aynı performansla devam ettiği için tadım notlarını koymak istedik.)

Cotes d’Avanos Sauvignon Blanc 2017, damakta capcanlı, hafif bir mineralitesi var. Yeni Dünya’dan ziyade Eski Dünya’ya göz kırpan, coğrafyanın etkisini hissettiren, hoş bir beyaz şarap. Hasadı Mart-Nisan gibi yapılmış, bayağı erken. Diğer şarabımız Prestige Narince 2016, üzümün Kapadokya teruarındaki karakterinin ortaya çıktığı, zarif bir beyaz. Cotes d’Avanos Chardonnay-Narince 2016 üzerine çok bir şey söylemeyeceğiz çünkü güncel durumda bu kupaj üretilmiyor. Kavaklıdere, buradaki bağlarının kendini iyice bulduğunu düşündüğü için artık her iki üzümü ayrı ayrı işliyor. Son şarabımız şimdilik Cotes d’Avanos’tan çıkan tek kırmızı: Tempranillo 2014. Tanenleri yumuşatılmış, İspanya’dakilere kıyasla farklı bir Tempranillo örneği. Bu şarapta 12 ay fıçı var ancak Kavaklıdere ekibi, tanen yönetimini bağda yapıyoruz, fıçıda değil diyorlar.

Kavaklıdere çeşitli fıçılarını sanatçılara boyatmış ve tesisin içerisinde sergiliyor.

Buradaki ekip çoğu çalışanımız kadın ve burası İç Anadolu olduğu için iş yaptırmak kolay değil diyorlar. Mesela hasat genellikle gece 12’de başlar, sabaha karşı 6 gibi bitermiş. Kadınları bu saatte tek başlarına bağa getirmek imkansız, mutlaka kocalarıyla geliyorlarmış. Ancak zamanla buradaki düzen dengeye oturtulmuş. Tadımdan sonra yemeğe geçiyoruz. Zeytinyağlıları Ankara’daki Kav Club‘un şefleri yapmış. Başlangıç ve ana yemek olarak verilen etler ise Kayseri’deki Hacı Steakhouse‘tan. Ustası gelip, etleri burada pişiriyor.

Yemeği yerken güzel bir haber alıyoruz. Kavaklıdere, Altın Köpük‘ten sonra buradan gelen üzümlerle bir tane daha Köpüklü Şarap üreteceğinin müjdesini veriyor. Hem de bu seferki şarap, Şampanya metodu olarak da bilinen klasik yöntemle üretilecekmiş. Başka bir ifade ile ikinci fermantasyon şişede gerçekleştirilecek. Şimdi günümüze gelelim ve bu şarabın piyasaya çıktığının müjdesini verelim. Chardonnay ve Emir üzümleri ile yapılan, 12,5 derece alkollü bu şarabı Cotes d’Avanos Blanc de Blancs Brut 2015 ismiyle arayabilirsin.

Fotoğraf Tolga Korkmaz’ın Instragram hesabından alınmıştır.

Yemekten sonra genel bir Kapadokya gezisi ve otelimizde akşam yemeği ile devam ediyoruz. Ancak burada başrolü Cotes d’Avanos’a vermek istediğimiz için daha fazla anlatmaya gerek yok. Bu şahane davet için Kavaklıdere Ailesi’ne kocaman teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir