Garova

Mehmet Vuran gerçek bir Bodrumlu, Pınarbelen Köyü’ndeki Garova bağlarında büyümüş. Garova ise bölgenin ismi olan Karaova’nın halk dilindeki söylenişi. Burası yalnızca bir bağ da değil aslında, yaşayan bir çiftlik. Tavuklar etrafta geziyor, köpekler koşturuyor. Mehmet, Söke Ziraat Teknik Lisesi’ni tamamlayıp ziraat teknisyeni olmasının akabinde Tarım Bakanlığı’nda işe başlamış; gel zaman git zaman tayini Bodrum’a çıkmış. Bunun ardından Bursa Uludağ Üniversitesi’nde ziraat mühendisliği okumaya başlayan Mehmet, hem okuyor hem de çalışıyormuş.

Okulu bitirmek üzereyken trafik kazası geçiren Mehmet, omurilik felci geçirmiş ve hayatına tekerlekli sandalye girmiş. Bundan sonra kalan derslerini de vererek ziraat mühendisi olan Mehmet, malulen emekli olunca çocukluğunun geçtiği bağlara, Garova’ya geri dönmüş. Ardından Mehmet’in hayatına yeni bir aşk girmiş ve şaraba tutulmuş. Daha doğrusu şarabın bağdan kadehe olan o büyülü yolculuğuna tutkun olmuş. Garova’daki ilk şaraplarını 2004 yılında yapmış. Bu denemede yaklaşık 20 litre şarap yapan Mehmet’in aşkı, yıllar geçtikçe artarak devam etmiş.

2016’daki ziyaretimizden. Tam karşıda inşaatı devam eden şaraphane binası var.

Biz ise Mehmet ile 2016 yılının yaz aylarında tanıştık. Bodrum’a giderken aklımızda, “Garova Bağları Günlüğü” sitesini ilgiyle takip etiğimiz Mehmet’e uğramak vardı. Ona yazdık, Adım Adım Gurme’den ve şaraba olan ilgimizden bahsettik; ikiletmedi, atlayın gelin dedi. Ziyaretimiz sırasında müthiş ev yapımı şaraplar içmiş, yapımı devam eden şaraphaneyi gezmiş ve bağlara karşı inşaa edilen terasta şarap yudumlayacağımız zamanları düşlemiştik.

İlk ziyaretimizden bir kare daha…

Garova’daki bağcılık, 1986 yılında sofralık üzüm üretimi ile başlamış. Mehmet’in en önemli vurgusu bugünlere sofralık üzümler sayesinde geldikleri oluyor. Bundan sonra da bunların üretimi devam edecek. Keza tatma şansına eriştiğimiz Alfonso ve Kardinal cinsi üzümler muazzam lezzetliler. Mevsiminde gelip de dalından yeme şansına erişen kaçırmamalı.

Arye’ye dikkat

Bundan sonra Mehmet’in şarap sevgisi baş gösterince 2005 yılında Zinfandel, Shiraz ve Petit Verdot gibi şaraplık üzümler bağa eklenmiş. Sofralık üzüm anaçlarına aşılama yapılarak şaraplık üzüme döndürülen asmalar da olmuş. O günlere dair Mehmet’in blogunda güzel bir anekdot var:

Bundan 10 yıl önce, daha çok benim isteğim üzerine bağa bir miktar şaraplık üzüm aşılamaya karar verdiğimizde, Tarım Bakanlığının 1997 basımı olan ve içinde Türkiye’de yetiştirilen yerli ve yabancı üzüm çeşitlerinin bulunduğu Üzüm Çeşit Katalogundan, iklim isteklerine, nasıl şarap verdiklerine, hastalıklara dayanımlarına hassasiyetlerine vs. bakarak bazı şaraplık üzümler seçmiştim. Onların içinde Shiraz yoktu. Çünkü o kitapta Shiraz yoktu. Çünkü, kitabın basıldığı yıldan önce Türkiye’de Shiraz yetiştirilmiyormuş. Üstüne, o zamanlar ben de bu konuda fazla bilgi sahibi olmayınca, Shiraz 1 yıl gecikmeli olarak ertesi yıl aşılandı.”

Cennet gibi

Mehmet, alıntı yaptığımız “Garova Bağları Günlüğü” sitesini 2006 yılında kurmuş ve site bayağı bir etkileşim yaratmış. Bu sayede ne ziyaretçisi ne de gelen sorular eksik olmamış. Bu kadar çok misafirin Gavova’ya gelmesi Mehmet’i bu işi ticari olarak yapmak konusunda cesaretlendirmiş. Akabinde Mehmet, gerekli başvuruları yapmış ve bir yandan da şaraphane inşaatına başlamış.

Adım Adım Gurme Garova’da

Şimdi de gelelim 2019 yılının Eylül ayına, Garova’yı ikinci kez ziyaret ediyoruz. Şaraphane inşaatı bitmiş, Garova markalı şaraplar piyasa çıkmış, tabii bu arada Mehmet yorulmuş ama bir yandan da çok mutlu. Öncelikle yeni yapılan bölümleri geziyoruz. Etrafta küçük küçük çelik tanklar ve deneme üretimi için daha da küçük cam damacanalar var. Burada fıçı yok, Mehmet şu an için şaraplarında fıçı kullanmayı düşünmüyor.

Garova markası altındaki ilk şaraplar 2017 rekoteli olarak piyasaya sürülmüş ve 9.000 şişe kadar üretilmiş. Mehmet, bir süre boyunca üretimin bu seviyelerde seyredeceğini, ileride 15 bin şişeye kadar yükselmesinin planladığını söylüyor.

Garova’nın uyuyan güzelleri

Mehmet, şarap yapımı konusunda katı kurallarım yok; keyfime ve isteğime göre şarap yapıyorum diyor. Zaten ev şarapçılığından, bir hobiden hareketle böyle bir işe giren Mehmet’in farklı bir felsefeye sahip olması şaşırtıcı olurdu. Nihayetinde bu üretim felsefesi bize yarar, her rekolte heyecanlanarak yeni ürünleri, sürprizleri bekleriz.

Bu fotoğrafın hikayesini Mehmet’in kaleminden okuyalım:

“Bu fotoğrafı, 2005 yılında çekmiştim. En son parsel bağın direkleri dikiliyordu o gün. Yani Erdal çalışırken çekilmişti. Erdal kim derseniz, kardeşim olur kendisi. Bağın ve şaraplarımızın baş emekçisidir. Bu fotoğrafı neden paylaştığıma gelince, bunun cevabı hemen sonraki paylaşımlarda geliyor…”

İşte Mehmet’in Instagram’dan paylaştığı bu fotoğraf Garova’nın logosunun ilham kaynağı. Vigneron Erdal’ın fotoğrafı. Kardeşten kardeşe güzel bir hediye.

Garova’nın logosu

2017 rekoltesinde Garova’da, biri pembe, üçü kırmızı olmak üzere dört tane şarap şişelenmiş. Bunları kafenin bağlara bakan bölümünde, güzelim terasında tadıyoruz.

1) Pembe Öküzgözü 2017

Öküzgözü üzümleri Denizli’den, Mehmet’in yıllardır tanıdığı bir bağdan gelmiş. Şahsiyetli ve hoş bir pembe. Sek içilebileceği gibi yemeği de rahatça kaldırır. Bodrum’daki yaz sıcakları için biçilmiş kaftan.

2) Öküzgözü-Shiraz 2017 ve 3) Öküzgözü ve Zinfandel 2017

Tertemiz kırmızı şaraplar. Denizli’den gelen Öküzgözleriyle Garova’nın Shirazlarının ve Zinfandellerinin evliliği. İçimleri gayet güzel ve rahat. Damakta yuvarlak ve akıcılar. Tam bağlara nazır yudumlanacak kırmızılar. Bu arada Zinfandel, yakında Bodrum’un imza üzümü olacak gibi duruyor. Şahane!

4) Shiraz-Petit Verdot 2017

Favori kırmızımız. %80 Shiraz, %20 Petit Verdot. İlginç bir kupaj. Damakta ipeksi bir kayganlığın yanı sıra meyve, baharat ve hafif tütün aromaları mevcut. İngilizce tabirle “juicy”, ağzı sulandıran bir havaya sahip denebilir. Alkol %15 seviyesinde. Ayrıca kadehte havalandıkça farklı yönlerini ortaya koyan, derinlikli bir şarap.

Dizilin bakalım şöyle

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, tattığımız bütün şaraplar şahsiyetli, dürüst ve güzeldi. Her birinden aldığımız ilk yudumu damağımızda gezdirirken, ikinci yudum için can atıyorduk. Kısacası, içtikçe içesimiz geliyordu. Garova, Bodrum merkeze 23 kilometre mesafede. Yeşillikler içerisinden, keyifli bir yoldan geçerek buraya varılıyor. Adeta yolculuk sırasında insan, mutlulukla doluyor. Mehmet’in yanına böyle bir ruhla varmak, içilecek şarapların lezzetini mutlaka ki yükseltiyor. Bu da işin bir başka boyutu.

Mehmet, biz ordayken 2018 rekolteli şarapların hazırlandığını ve yakında şişelenceğini söylüyor. (Keza şu an itibarıyla 2018 rekolteli ürünler piyasaya çıktı.) Mesela Shiraz ve Petit Verdot kupajı 2018 yılında da var ama üzümlerin oranı değişmiş; artık %50-%50 seviyesinde.

Bunun haricinde,

Vahşi maya ile yapılan bir Öküzgözü,

Cabernet Franc,

Zinfandel,

Öküzgözü ve Shiraz kupajının yeni rekoltesi,

5 üzümün harmanı olan bir kırmızı Garania,

Pembe şarabın devamı ve

Komşu bağdan gelen bir Chardonnay

2018 rekoltesinde karşılacağımız diğer şaraplar. Kısacası, Garova’nın ürün gamı 2018 rekoltesinde 6 kırmızı 1 beyaz ve 1 pembe olacak şekilde genişliyor.

Yukarıdaki “vahşi maya” ifadesi illa ki dikkat çekmiştir. Aslında Mehmet bugüne kadar şaraplarını hep vahşi maya ile üretmiş; üretim artınca endsütriyel mayalar işin içerisine girmiş. Ancak yavaş yavaş tekrardan vahşi mayaya geçilmesi planlanıyor. Bu da başlangıç.

Leziz görünen üzümler

Garova’daki bağlarda ilaçlama çok düşük seviyede ve gerektiği kadar. Üretim sınırlı olduğu için şaraplara hayat veren üzümlerle yakından ilgileniliyor; hangisinin ihtiyacının ne olduğunu biliniyor ve ona göre davranılıyor.

Şimdiye kadar üretilen şarapların çok büyük bir bölümü Garova’yı ziyaret edenlere doğrudan satılmış; zaten Mehmet’in istediği de bu. Ziyaretçi sayısının artacağını öngören Mehmet, ileride buraya gelenlere yiyecek bir şeyler sunmak için çalışmalarını sürdürüyor. Muhtemelen bir sonraki ziyaretimizde taş fırından çıkmış pizzaları yiyebileceğiz. Ayrıca, 2-3 odalı bir otel yapıp, gelenlere konaklama imkanı sunmak da gelecek planları arasında.

Son söz olarak, Garova işleyen bir çiftlik olduğu için Mehmet her an bir şeylere koşturabiliyor. O nedenle ziyarete gelmeden önce randevu almakta fayda var. Böylelikle Mehmet’in ilgisine mazhar olup, şarapları üreticisiyle beraber tatmak mümkün.

Bodrum’a böylesine bir değer kazandırdığı ve her seferinde bizi en içten şekilde ağırladığı için Mehmet’e ne kadar teşekkür etsek az. Keşke onun gibi daha çok şarap üreticimiz olsa. İlaveten, ziyaretlerimiz sırasında bizlerle ilgilenen Mustafa’ya da buradan selamlarımızı ve sevgilerimizi yolluyoruz.

2 comments on “Garova”

  1. Ahmet Uzgel dedi ki:

    Harika bir yer, gezip görmek, orada bağ içinde şarap tatmak çok keyifliydi.

    1. Adım Adım Gurme dedi ki:

      Kesinlikle öyle Ahmet Bey. Bodrum’a turistik gezi için giden herkes Garova’ya da uğramalı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir