HUS Şarapçılık

Urla’nın yeni üreticilerinden HUS’un “Sihire inanmayanlar, onu asla bulamayacaktır.” paylaşımını görünce şarapta gerçekten de büyülü bir yön olduğunu düşündük. İnsan elinin doğayla bütünleşmesi ve bunun sonucunda üzümün şaraba dönüşerek kadehlerimize dolması müthiş bir şey! Biz sihre inananlardanız…

HUS’un hikayesi biri Türkiye’de, diğeri Şili’de doğmuş iki ruhun yollarının Kanada’da kesişmesi ile başlıyor. Ceylan Ertörer Diaz Leon ve Juan Pablo Diaz Leon evliliklerinin ardından Türkiye’de yaşamaya başlıyorlar ancak hayatlarını değiştirecek mesajı Ceylan’ın ailesinin Urla’da sahibi olduğu bağlara geldiklerinde alıyorlar.

HUS’un Bağlara Bakan Tarafı

Ceylan’ın babannesi 1923’teki mübadele zamanında Girit’ten Urla’ya göç etmiş ve çiftçilikle hayatını kazanmış. Sonraki kuşaklarda toprakla olan ilişki sekteye uğramış. Ceylan’ın ailesi ise 1996’da Urla’da aldıkları yeni arazilerine bağ dikme kararı vermişler. Bu dönem İstanbul’da danışman olarak çalışmakta olan Ceylan, 2012 yılında annesinin rahatsızlanması üzerine Urla’ya dönmüş ve aynı yıl Montreal’de gittiği kısa süreli bir eğitimde Juan ile tanışmış. Ardından ailesi bağcılıkla uğraşan Juan soluğu Türkiye’de, Ceylan’ın yanında almış. Akabinde Ceylan’ın annesi vefat etmiş ve maalesef ki bağlar bakımsız kalmış. İki sene geçince Ceylan ve Juan evlenip, hayatlarına İstanbul’da devam etme kararı almışlar. Hikayenin dönüm noktasını Ceylan’ın Juan’ı bağlara getirmesi oluşturuyor. Bağlara bakınca içlerinde bir aşk depreşiyor, toprakla uğraşmak, doğanın kollarına kendilerini bırakmak, bağcılık yaparak şaraplarına hayat vermek istiyorlar. İşte bakımsız kalan o bağların talihi böyle dönüyor. Artık o bağlarla ilgileniliyor, onlara iyi bakılıyor.

HUS’un Ön Tarafı

HUS, şaraphanesini 2017’de kurmuş. Kendi bağlarına odaklanmalarının yanı sıra hem Urla’da hem de Türkiye’nin genelinde yaşlı ve kendine has bağlar aramaya başlamışlar. Peki HUS’un anlamı nedir? HUS, Klazomenai’de (yani Urla’da) yaşadığı düşünülen mitolojik bir karakter. Kanatlı dev bir domuz. Bu figüre Klazomenai’nin sikkelerinde rastlamak mümkün.

Bizim Juan ve Ceylan’da gördüğümüz gerçekten de işin içinde olmaları. Toprağa dokunuyor, bağ ile bizzat uğraşıyorlar. Teruarın olmazsa olmazı olan insan etmenini başarılı şekilde dolduruyorlar. Bu neden önemli biliyor musun? Çünkü küçük üreticileri, büyüklerden ayıran en büyük fark burada ortaya çıkıyor: Özen.

Bozcaadalı Çamlıbağ’dan rahmetli Haşim Amca bir keresinde, “Bağlarla ilgilendiğim dönem her bir asmamı tanıyordum. Bağın neresinde, ne gibi ihtiyaçları var, ona nasıl davranmam gerek biliyordum.” demişti. İşte böylesine bir özenden söz ediyoruz. Şarap, bağda yapılır ve üretici bağ ile ne kadar bütünleşirse, o kadarını şaraba yansıtabilir.

Juan ve Ceylan aileden kalan bağları canlandırmak için çalışmalara devam ederken Syrah ve Grenache’tan oluşan yeni bağlar da kurmuşlar. Urla’da yaşlı Carignan ve Alicante bağları keşfetmişler, onların üzerine düşüyorlar. Bu arada şarap yapımı konusunda Trio Wine Makers ekibinden destek alıyorlar. Özellikle Juan ile Trio’dan Jose’nin aynı dili konuşması onlar için artı değer olmuş. (Tabii Juan Türkçe de biliyor.)

HUS ilk şaraplarını 2019 rekolteli olarak piyasaya sürdü ve bu şarapların hiçbiri kendi bağlarındaki üzümlerle yapılmadı. Farklı coğrafyalardan gelen üzümler onlar tarafından işlendi. Bu bağları bulmak için Jose ve Juan uzun yolculuklar yapmış, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde bağlar gezmişler. Kendilerine uyacak bağları bulduktan sonra geriye onları şaraba çevirmek kalmış. Dört farklı şaraba göz atarsak;

İlki Kapadokya’nın yaşlı bağlarından gelen ve 2.032 şişe üretilen Emir.

İkincisi Denizli’nin Güney bölgesinden gelen Syrah ve Öküzgözülerin hayat verdiği 908 şişelik Rose.

Üçüncüsü Denizli’nin Çal bölgesinden alınan Boğazkere ve Öküzgözülerle yapılan 4.028 şişelik bir kupaj.

Dördüncüsü ise Denizli’nin Güney bölgesinden gelen Syrah’ların şaraba dönüştüğü bir kırmızı. 2.322 adet üretilmiş.

2020 rekolteli şarapların bir kısmı hazır ve şişelenmiş, bir kısmı tanklarda ve fıçılarda dinleniyor. Bütün şaraplarda meyve karakteri ön planda, insanı ferahlatan bir asidite yakalanmış. Juan ve Ceylan da amaçlarının bu olduğunu söylüyor. Mesela o nedenle 300 ve 500 litrelik fıçılar seçmişler, şaraptaki fıçı etkisinin baskın olmasını arzulamıyorlar. Bizim gözümüzde önemli olan bir üreticinin tarzını oturtması ve farklılaşması. HUS’un bu konuda açık bir hedefinin olması çok güzel.

HUS, ziyarete 2021 yılının Eylül ayı civarında tam manasıyla açılacak. Bağlara nazır hoş bir tadım alanları var. Ayrıca konaklamak isteyenler için de birkaç odaları olacak ki bu büyük bir nimet. Bağda gönlünce yiyip içtikten sonra orada kalmak kadar güzel bir şey yok.

Juan ve Ceylan’a teşekkür ediyor ve Hus’un yeni şaraplarını merakla beklediğimizi söylemek istiyoruz. Yolunuz açık olsun!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir