3 Kafadar Bira

3 Kafadar Biracı, yeni biralarıyla artık piyasadalar. Biz de yeni biraları çıkmadan önce İkitelli’deki üretim tesislerini ziyaret edip, onların hikayesini dinlemiştik. Şimdi bu hikayeyi sizlere anlatma zamanı.

Tarık, Hakan ve Harun = 3 Kafadar

3 Kafadar’ın hikayesi Hakan ve Harun’un 7 sene önce ilk kez Oktoberfest’e katılmasıyla başlıyor. O zaman birayla derinlikli bir ilişkileri yok ama ortamı görünce çarpılıyorlar! Hakan, oraya ayak basar basmaz fıçıdan Erdinger içmiştik, hala hatırlıyorum diyor. İki kafadar bir süre etrafta dolaşsalar da kalabalık nedeniyle bira içmek için uygun bir alan bulamıyorlar ama sonrasında küçük bir çadıra kapağı atmayı başarıyorlar. Orada Paulaner içiyorlar; Hakan, “Ben bunun köpüğüne kaşıkla girişirim.” diyerek beğenisini belli ediyor. Orada öyle güzel biralar içmişler ve anılar biriktirmişler ki hala anlatırken gözleri parlıyor. Bu aydınlanma sonrası, biz bugüne kadar Türkiye’de bira diye neler içmişiz böyle, bunlardan nasıl mahrum kalmışız diye hayıflanma kısmı geliyor.

Bu gezinin akabinde evde bira yapma işine bayağı sarmışlar ama o zamanlar Türkiye’de hiçbir malzeme yok. Hal böyle olunca yurt dışından bavul bavul malzeme taşımışlar. Eh, ellerinde iş de geliyor, kimi ekipmanlarını kendileri üretmişler. Burada Harun araya giriyor, evde üretim işine başlamadan önce gereken malzemeleri nereden buluruz diye düşündük, aklımıza Mısır Çarşısı geldi, oraya gidip tek tek her yere sorduk ama bir şey bulamadık diyor. Böyle bir mizanseni düşünmesi bile fantastik.

Şimdi 5 yıl öncesine gidelim, Hakan (Özkan) ve Harun (Aydın), TÜBİKOK (Türkiye Bira Koleksiyonerleri Kulübü) toplantılarından birindeyken, “Bu işi profesyonel olarak yapmayı düşünen var mı?” diye ortaya sormuşlar, oradan Tarık (Apak) el kaldırmış ve ben varım deyivermiş. Böylelikle Hakan ve Harun, Tarık ile tanışmış ve hemen kaynaşmışlar. Kafaları aynı çalışıyormuş.

Görüşmelerinin sonucunda yurtiçinde büyük bir yatırıma girmeden, bu aşamada Gypsy Brewing, Türkçe çevirisiyle Çingene/Göçmen Biracılık şeklinde üretim yapmanın en iyisi olduğuna karar vermişler. Bunun manası şu, kendi bira üretim tesisiniz yoksa tarifiniz ve malzeme seçimleriniz ile başkasının fabrikasında üretim yaptırıyorsunuz. Ardından sizin adınıza bu birayı şişeliyorlar. Avrupa ve Amerika’da bu yöntemi kullanan birçok ünlü bira markası mevcut. Sonuçta kafadarlarımız biralarını Belçika’da ürettiriyorlar ve ortaya “Graf” markası altında satılan iki tane bira çıkıyor. Bu biralar 2018 yılının başlarında piyasaya sürülüyor.

Fotoğraf galonkaraburun Instagram hesabından alınmıştır.

İlki Belgian Blonde, kendi sözleriyle, “Belçika’nın geleneksel Blonde tipi biralarına postmodern yorumları”. Bu bira Alman ve Belçika maltları ve kişnişle yapılmış. Alkol derecesi %6,5 seviyesinde.

Diğeri Porter, yine kendi ifadeleriyle, “19. yüzyıl İngiliz liman işçilerinin içtiği biralara bir selam”. İngiliz Maris Otter de dahil 4 tane kavrulmuş malt ile İngiliz ve Amerikan şerbetçiotlarından yapılmış. Alkol derecesi %5 seviyesinde. 3 Kafadar bu birayı yaparken, aslına uygun, geleneksel ve tertemiz bir Porter yapalım, içen “Hah işte bu yahu!” desin istemiş.

Bu biralar şahaneydi. Büyük keyifle içtik. Paylaşımlar yaptık. Güzel yorumlar okuduk. Kısacası 3 Kafadar’ın biralarını pek sevdik. Ancak sonrasında EUR’un fazlasıyla yükselmesi, ithalat maliyetlerindeki artış ve yaşanan bürokratik zorluklar nedeniyle biraların Türkiye dışında üretilmesi operasyonuna son verildi. 3 Kafadar’ın bundan sonraki hedefi ülkemizde bir üretim tesisi kurmaktı ve uzun uğraşlar sonucu, yaklaşık 1,5 yıl önce, ziyaretimize konu olan yeni yerlerini buldular. Sonrasında bu mekanın içerisini neredeyse baştan aşağı kendi çabaları ve el emekleriyle inşaa ettiler.

O zaman gelelim ziyaretimize. Tesise ayak basar basmaz kapıda karşılanıyoruz. Büyük şeref. =) Önce ofis kısmına geçip biraz sohbet ediyor, ardından üretim alanını gezmeye başlıyoruz. Her şey yepisyeni, aletlerin bir kısmı ithal edilmiş, bir kısmını burada kendileri yaptırmışlar. Önceden söylemiştik, ekibin elinden bayağı iş geliyor. Böylesi bir tesis kurmanın önemi aslında biranın lezzetinde tutarlılığı sağlamak. Tarık, “Şansınıza bir kereliğine şahane bira yapabilirsiniz ancak bunu sürekli hale getirmek istiyorsanız fermantasyon sürecine tamamıyla hakim olmanız gerek.” diyor. Ayrıca Harun şu aralar maya işiyle kafayı kırmış durumda, orta vadede kendilerine özel mayalar ortaya çıkartmak ve biralarını bu mayalarla üretmek 3 Kafadar‘ın planları arasında.

Mis gibi bira içmenin mutluluğu

Tanktan Mosaic IPA ikram ediyorlar. Vay be, çok lezzetli! Evet, şerbetçiotundan gelen acılık orada ama acılığın seviyesi damağı yoran cinsten değil. Öyle kıvamında ve dengeli bir bira yapmışlar ki bundan bardak bardak içeriz ki içiyoruz. 😀

Bu sırada Tarık, şişeleme makinesini gösteriyor. Bütün alet, edavat ve cihazlar bir yana bu bir yana diyor. Gittik bu iş için en iyisini aldık çünkü düşük hacimli üretim yapan kraft biracılardaki en önemli sorunlardan biri hatalı şişeleme nedeniyle lezzeti bozulan biralardır, biz böyle bir sorunla karşılaşmak istemiyoruz diyor. Bu sözler üzerine makineye daha büyük bir saygı ile bakıyoruz.

İşte o şişeleme makinesi!

Gezimiz bitince tekrar ofise geçiyoruz. Burada farklı biralar deniyoruz. Mesela ekşimsi ve bulanık bir Berliner Weisse veriyorlar ki bayağı hoşumuza gidiyor ancak piyasaya çıkarılması zor. Bu tür biralara pek talep yok. 3 Kafadar, damak zevkimize uyacak, içmeyi arzu ettiğimiz biraları üretmek tek derdimiz diyor. Zaten bu denli başarılı olmalarının nedeni muhtemelen işlerini ve ürünlerini böylesine sevmeleri.

Buradaki başarıdan kastımız çok iyi biralar yapmalarının yanı sıra sektörde herkes tarafından sevilmeleri çünkü isteyene yardım etmekten çekinmiyorlar, samimiler, birayı seviyorlar, harika bir Youtube kanalları var ve bu işe para için değil, aşkları için girmişler. Zaten böyle olmasa katlandıkları zorluklara dayanmaları mümkün değil.

Fotoğraf retrobira’nın Instagram hesabından alınmıştır.

Peki hangi biralar gelecek diye soruyoruz. Üretim kısmında denediğiniz Mosaic IPA gelecek, ilk hedeflerimizden biri bu diyorlar. (Günümüze hızlıca geçiş yapalım. 3 Kafadar kendi yaptıkları ilk fıçı biralarını Beşiktaş’taki United Pub’a verdiler bile. İşte bu fıçı bira bizim denediğimiz şahane Mosaic IPA, hem de kendine özel altlığı ile sunuluyor. Kaçırma!) Üretiminde Mosaic başta olmak üzere Amerikan şerbetçiotları kullanılan ve ılımlı bir West-Coast IPA denebilecek bu Mosaic IPA, “3 Kafadar IPA” ismiyle yakın zamanda şişelendi ve şu an satılıyor.

3 Kafadar IPA’yı, havuçlu kekle denedik; pek güzel oldu.

Yine kısa süre içerisinde piyasaya çıkacak diğer bira ise Hakan ve Harun’un yazının baş kısmında anlattığımız Oktoberfest günlerinde denediği Helles‘in 3 Kafadar yorumu. Bu biranın ismi de muhtemelen “Okto” olacak. Ayrıca 3 Kafadar, bizden Alman tipi güzel bir Buğday Birası bekleyebilirsiniz diyorlar. Heyecanlanıyoruz.

Son olarak belirtmek gerekir ki önceden “Graf” markası altında satılan Belgian Blonde ve Porter‘ın üretimi 3 Kafadar markası altında devam edecek. Rahatlayabilirsin.

Sadece Hakan’ın elinde bira olması!?!

Eh, şu aşamada bize düşen görev 3 Kafadar’ın yaptığı biraları bolca içmek. Çünkü biz içtikçe onlar daha değişik ve heyecan verici biralar yapacaklar. Bu net.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir