Takuhi Tovmasyan – Sofranız Şen Olsun

Takuhi Tovmasyan‘ın “Yemek-Anı” başlığı altında değerlendirilen “Sofranız Şen Olsun, Ninelerimin Mutfağından Damağımda, Aklımda Kalanlar” isimli kitabını iki kere imzalatmaya çalışmamız hoş bir anı olarak aklımızda yer etti. Bizim kitabımız 24 Aralık 2016’da “Sevgili Süray ve Doğu’ya Yedikule’den sevgi ve selamlar.” yazılarak imzalandı. Ancak Takuhi Hanım, çoğu yazar gibi kitabının başını değil de sonunu imzalıyor. Tabii imzanın ardından zaman geçti ve biz yine bir etkinliğe Takuhi Tovmasyan’ı dinlemeye gittik ama öncesinde kitabımıza baktık ve baş kısmında herhangi bir imza göremeyince şaşırdık. Halbuki imza aldığımıza emindik…

Demek ki insan aklına güvenmemeli, bak imza aldık diye biliyoruz ama almamışız diye içimizden geçirdik ve yanımıza kitabımızı alarak yola koyulduk. Takuhi Hanım konuşmasını bitirdi, yanına sokulduk, kitabımızı imzalamasını rica ettik. Kitabı eline alan Takuhi Hanım, bir anda son sayfayı açtı ve kendi imzasını gördü. Sonra bize baktı, şaşkındık.

Ben yemek kitaplarını eğer yalnızca tariften ibaretseler okurken pek keyif almıyorum. Evet, yemek yapacağım zaman tariflere açıp, bakıyor, feyz alıyorum ama bu da o kitabı sevmem için yeterli değil. Kitap, o tariflerin kültürel olarak ortaya çıkışları veya tarifi verenin anılarıyla bağlantılı ise lezzetleniyor. Türkiye için Takuhi Hanım’ın kitabı bu “Yemek-Anı” meselesinin öncülerinden. İlk basım tarihi 2004. Kesinlikle mükemmel bir eser, anılar o kadar güzel ki insan okumaya doyamıyor. Ayrıca Takuhi Hanım kitabını seslendirdi, isteyen sesli kitap olarak dinleyebilir.

Kitap Topik ile açılıyor ama bu başlığı görünce lütfen “Eh, konu Ermeni mutfağı olunca tabii ki topik ile açılacak.” diye düşünmeyin. Çünkü bu fazla indirgemeci bir yaklaşım. Buna karşılık tabii ki Topik müthiş bir yiyecek. Ancak iyi yapılmazsa da ilk deneyeni “Topik dedikleri bu muymuş?” dedirtecek kadar zor ve meşakkatli bir yemek. Ama Topik’in sırrı belli. Bolca soğan kavurmaktan kaçınılmayacak ve dış katmanı çok kalın olmayacak.

Bu tariften ve güzel anılardan sonra Midye Dolmasına geçiliyor. Takuhi Hanım’ın ifadesiyle “midya dolması”na. Tabii Ermenilerin dolması, dışarıda ağırlıklı olan satılanlardan farklı, içerisinde kuş üzümü, çam fıstığı, tarçın gibi değişik lezzet unsurları var. Çok lezzetli! Hazır konusu açılmışken Levon Bağış‘ın “Midye Değil, Midya Dolması” yazısı da mutlaka okunmalı. Peki böyle dolmaları nereden bulacağınız dediğinizi duyar gibiyim. Son dönemlerdeki favori mezecimiz olan Kurtuluş’taki Mezme İstanbul‘a sorabilirsiniz.

Tabii kitaptaki her tarif üzerinde böyle detaylıca durmayacağım ancak bu ikisi olmazsa olmazdı diyelim ve devam edelim. Kitabı okudukça Takuhi Hanım’ın akrabalarını, ailesini, nasıl hayatlar yaşadıklarını, neleri önemsediklerini yavaş yavaş öğreniyoruz. Birinin hayatına böylesine keyifli bir noktadan, mutfaktan nüfuz etmek mutluluk veren bir deneyim. Hele benim gibi yeme içme aşığı biriyseniz iyice keyfe geliyorsunuz. Kitapta yemekten zevk alan, masaya iştahla oturan karakterlerin hikayelerine denk geldikçe yüzümdeki gülümseme genişledi diyebilirim. Çoğu sofraya gıpta ettim, orada olmak istedim. Şimdi size kitaptan bir alıntı yapayım da nasıl sofralardan söz edildiğini anlayın. 109. sayfa, “Zerde” bölümü:

“Takuhi Hanım’ın gelinleri Ankine’yle Mari, kafa kafaya verip ziyaret mönüsünü hazırladılar. Zeytinyağlı midye ve yaprak dolması şarttı. Topik muhakkak olmalıydı. Fasulye pilakisi, patlıcan kebabı, patatesli havuçlu beyin salatası, bakla ezmesi iyi olurdu. Masaya soğuk et de konmalıydı. Ya kasaba rosto ısmarlanacaktı, ya iki üç tavuk haşlanıp söğüş olarak ikram edilecekti, ya da dil haşlanıp dilim dilim kesilip sofraya konacaktı. Salata, sucuk, pastırma, kaşar peyniri, beyaz peynir ve zeytin, tarama, lakerda, likorinos, bol dereotlu çiroz salatası soğuk meze olarak yeter de artardı bile. Sıcak mezelerden, kızarmış beyaz peynirli muska böreği, sarımsaklı sucuk köftesi olacaktı. Ciğer tavası da güzel giderdi rakıyla. Bu gibi ziyafetlerin değişmeyen üst yemeğiyse zerde pilavdı. Ne de olsa bu sıradan bir ziyafet değildi, düğünün ilk adımıydı. Zerdesiz olur mu?”

Şimdi ağzınızın akan sularını silin, acıkan karnınızı kontrol edecek mesajları telepati yoluyla gönderin, yutkunun ve şöyle bir durun. Ama en yakın zamanda şöyle güzel bir ziyafet sofrası kurmayı da ihmal etmeyin.

Takuhi Tovmasyan’ın Sofranız Şen Olsun’u harikulade, kesinlikle dilimizde yazılmış en iyi yemek kitaplarından birisi ki içerisinde yemeklerin fotoğrafı bile yok, yalnızca Takuhi Hanım’ın aile albümünden çıkan fotoğraflar var. Ayrıca dediğimiz gibi bu kitapta sadece tarifler yok, anılarla bezeli tarifler, yaşanmışlıklar var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir